İçeriğe geç

BEDÎÜZZAMAN Said Nursî ve Risâle-i Nur Selâhaddin Yaşar

 

BEDÎÜZZAMAN
Said Nursî
ve
Risâle-i Nur
Selâhaddin Yaşar

4. BASKI-2021

**************

BİRKAÇ SÖZ

Muhterem Selâhaddin Yaşar’ın fevkal’âde azim ve gayretini cân u gönülden takdir ve tebrik ediyorum..

İlk kitabı, “Çınlayan Kubbeler”i çok severek okumuştum (1977).. Sonrakilerde ayni tadı bulamadım.. Bilhassa Bedîüzzamân’ın hayâtına dâir olanlarda.. Bol sehiv, bol eksikler, bol edebiyât, bol rivâyet, bol hayâl ürünleri arasında boğulmuş hakīkatler..

Şimdi 4. Baskısı’nı okuduğum  “BEDÎÜZZAMAN Said Nursî ve Risâle-i Nur” çalışmasının 1. ve 2. baskılarını da okumuştum.. O zaman da rastladığım sehivleri belgelere atıfta bulunarak kendisine iletmiştim.. Bakıyorum da değişen pek bir şey yok.. Eski tas, eski hamam.. Durum ekseri Biyografi yazarlarında da pek farklı değil..

Peki Yayınevlerinin editörleri, musahhihleri ne işe yarar?.. İnanılır gibi değil!..

Sanki kasden bilgi kirliliği yapılıyor…!?

 

BAKAR MISINIZ?

Rastladığım bâzı tesbitleri belgelere istinâden aşağıya çıkarttım. Yine de sehivlerim olmuşsa -ki, olabilir- bildirilirse maalmemnûniye düzeltirim. Tesbitler doğruysa kitabın gelecek baskılarının tashihli bir şekilde basılması için okuyucular olarak herkesi iştirâke dâve ediyorum.. Bunca vesîka varken kimsenin işi sulandırmaya hakkı yok..

s.17 1883; 1885  (Y) //  Müküslü Hamza tarafından yazılan Tercüme-i Hâl’de (1918) ve yeğeni Abdurrahamân tarafından yazılan Târihçe-i Hayât’da (1919) 9-10 yaşlarında tahsile başladığı belirtiliyor. Yâni, tahsile başlama târîhi 1886’dan evvel mümkün değil.

s.17-18 Hocaların Nurs’u ziyâreti: N. Şahiner’e atıf yapılmış ama o da bir vesîka ibrâz edememiş. Hayâl mahsülü bir rivâyet gibi..

Kitabın muhtevâsında bu çeşit başka desteksiz rivâyetler de nakledilmiş (Sultan Reşâd’ın tahta geçişinin ikinci yılını kutlama merasimine katılması vb.).. Bunlar okuyucunun hissiyâtını okşasa da tahkīk ehli nezdinde çalışmanın îtibârını düşürüyor.. Ve telâfîsi de pek kolay olmuyor..

s.20 1889; 1890 (?) // Vesîka?

s.24 1892 (?) // Vesîka?

s.37 1897 (?) // Muhammed Kufrevî’nin vefâtında Bitlis’de bulunduğuna göre Van’a gelişi 1898 daha uygun gibi..

s.37 “Van vâliliğine ta’yin edilen İşkodralı Tâhir Paşanın, şehre geldiğinde ilk tanıdığı insanlardan biri Bedîüzzamân oldu.” (?) // Tam tersi. Tâhir Paşanın tâyîni daha evvel..

s.43 “iki üç sene kadar gezerek”,  “1904 yılı civârında” (?) // Vesîka?

s.45 “Pâdişâha hitâben yazılmış” (?) // Olmayabilir de..

s.47 Şekerci Han (?) // Şekerci Hanı (bknz: s.49)

s.56 5 Şubat 1909 (?) // Vesîka?

s.59 “İttihad ve Terakkî idarecileri tarafından karşılandı” (?) // Vesîka?

s.63; 64 “Ahmed Râmiz de neşreden sıfatıyle bir takdim yazısı yazdı” (Y) // “İfâde-i Nâşir” ilk baskıda yok, ikinci baskıda..

s.70 “oraya gelemeyen veyâ geldiği hâlde yer bulamayan insanlar tarafından da merak edilince kitap hâline getirildi. … İlk basılan kitaplar kısa zamanda bitince bir hafta içinde ikinci def’a basıldı.” (?) // Vesîka ?

1-     El-Hutbetü’ş-Şâmiyye’nin ilk baskısı henüz günyüzüne çıkarılamamıştır.

2-     İlk baskının Şam’da mı, Beyrut’da mı, İstanbul’da mı yapıldığı bilinmemekte, 1911’de olduğu tahmin edilmektedir.

3-     İkinci baskı ise H.1330’da (1912) İstanbul’da yapılmıştır.

s.72 “Devâü’l-Ye’s isimli eserini yazdı.” (Y) // Devâü’l-Ye’s, H. Şâmiye’nin diğer adıdır, farklı bir eser değil!..

s.72 “ondört bin altın”, “nakit olarak verilen bin altını alarak” // Vesîka?

s.72 “ikinci baskıya hazırladığı Dîvân-ı Harb-i Örfî ve Nutuk adlı eserlerinin yayın işlerini Ahmed Râmiz’e bırakıp (Y) // Vâkıa uymuyor.. Nutuk, basılan ilk eseridir!..(1908 sonu 1909 başları).

s.73 1913 yılı yazında (Y) // 23 Ekim 1913

s.75 İhtilâf (Y) // İ’tilâf

s.79 “Tiflis’e getirildi. Oradan trenle Kologrif’e sevkedildi.” // Çok kısa geçilmiş.. Moskova üzerinden Kologrif (Kologriv) esir kampına getirilmesi 23 Temmuz 1916.

s.79 vd. Kosturma (Y) // Kostroma

s. 80 “Nikola NikolaviçÇar II. Nikolanın dayısıdır” // Nikola NikolaviçÇar II. Nikolanın dayısı değil!.. Akrabâlıkları baba tarafından.. Kökleri Çar Nikola I(1796-1855)‘de birleşiyor.. B.T.Hayât’ta da, “çarın dayısı” ibâresi geçmiyor!.

s.82 ateşeliğinden (?) // askerî ataşeliğinden

s.82 ikibuçuk yıl kadar (?) // 2 sene, 3 ay, 15 gün

s.85 “Eğer bana dünyevî bir maîşet için vazîfe verecekseniz istemem. İlm ü irfâna âid bir hizmet varsa başka..” // İctimâî Reçeteler, Tenvîr Neşriyat 1990, s.29’dan: .. mâlûmâtı olmadan “Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye” a’zâlığına ta’yin buyrulmuş ve emr-i vâki’ karşısında kabûle mecbur olmuştur.

s.85 .. “mahreç payesi” ile ödüllendirildi. Ardından gıyâbında ordu adına Dârülhikmeti’l-İslâmiye üyeliğine seçildi. (Y) // Takdim te’hir durumu var.

s.86 1919 (Y) // 1918

s.88; 89 “Vârisi olmadığı kendisi de Roma’ya gideceği için boğazdaki muhteşem köşkünü ona vermek istedi.” (?) // Vesîka?

s.89 Buradaki eserlerin basım yer ve zamanları gözden geçirilmeli. Hubab (Habâb) 1923’de Ankara’da, Z. Habâb (1923), Zehre (1923), Z.nin Zeyli (1923), Şu’le (1923-24) Ankara sonrası İstanbul’da basılmıştır meselâ..

“M. Arabiyye kitabını tanzim etmeye başladı” da zaman bakımından sıkıntılı.. Bu tanzim işi çok sonraları olmalı..

s.96 “9 Kasım 1922 târîhinde Ankara’ya gelen Bedîüzzaman, ..” (Y) // 9 Kasım 1922, Meclis’de hoş-âmedî târîhi. Anakara’ya gelişi 7 Kasım 1922.

s.96 “bir beyannâme hazırladı” (Y) // Beyannâmeden önce ayni muhtevâda 23 Kasım 1922 târihli mektub var.. Mâlûm münâkaşa da bu mektub sebebiyle oluyor (25 Kasım 1922).

s.96 “ey ehl-i hâl ve akd” // “ey ehl-i hall ü akd”, “ey ehl-i hall ve akd”

s.105 “1924 yılı bahârında bâzı talebelerini yanına alarak Erek Dağı’na gitti.” (Y) // 1924 yılı bahârında Üstâd İstanbul’da idi, daha Van’a dönmemişti. 1925 olabilir.

s.113 1925 (Y) // 1926

s.118 1926 (Y) // 1927

s.122 Hâfız Tevfik’in Emeviyye Câmiindeki hutbeyi dinlemiş olması ve babasının kendisine tavsiyeleri mümkün de vesîka olmayınca lafta kalıyor.. (?)

s.127 “yazdığı eserine Onuncu Söz adını verdi.

Risâle-i Nur Külliyâtı’nın te’lîfi fi’len başlamış oldu.” (?)

Vâkıa mutâbık düşmüyor..

“Lâsiyemmâlar”, “Onuncu Söz”den önce te’lif edilmiştir.

“Küçük Sözler” Barla’da yazılan ilk eser olabilir..

  • 24 17.01.2018 günü akşama doğru vâki’ telefon görüşmemizde müdakkik araştırmacı muhterem İsmail Yazıcı, Küçük Sözler’in Isparta’da yazılmış olmasının da kuvvetli bir ihtimâl olduğunu söyledi!..
  • Hemen akabinde değerli araştırmacı Muhammed Serkan’ın görüşüne mürâcaat ettim.. İlk Isparta günlerinde yâ da ilk Barla günlerinde olabileceği beyânında bulundu.. 

s.128 1926 (Y) // Üstâd’ın Isparta ve Barla’ya gelişi 1927 başlarıdır. Burada 1926’da te’lif mümkün değildir..

s.229 “protokol dâvetlisi olarak” (?) // Vesîka?

Kaynak: http://risaletashih.org/

               B. Tunç 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir