İçeriğe geç

MUFASSAL TÂRİHÇE, 1998

 

Bediüzzaman Said-i Nursi, Mufassal Tarihçe-i Hayatı

Abdülkadir Badıllı

İttihad Yayıncılık, 1998

 

*5:          ve suhûlet Rahmet-i İlâhiyeden niyâz ederiz. // ve Rahmet-i İlâhiye’den suhûlet niyâz ederiz.

*16:        seksenaltı // seksenbeş (Hicrî takvime göre ömrü en fazla 84 yıl, 8 ay, 24 gün oluyor. Şemsîye göre, 83.1 Defin Belgesinde de 832).

*19:        Hicrî onüçüncü asrın başında zuhûr eden (?) //

1) Doğumu (H.1295) kasd ediliyorsa, “Hicrî onüçüncü asrın sonunda zuhûr eden”;

2) İstanbul’a gelişi kasdediliyorsa, “Hicrî ondördüncü asrın baş/lar/ında zuhûr eden”

*22:        terkibi (?) // tertibi (?)

*24:        Fevzi // Feyzi

*27:        hâl-i vasiyetnâmenizi (?) // hâl-i vaz’iyetnâmenizi  (?)

*50:        Hasanîyim, hem de Hüsenîyim ..  // Hasenîyim, hem de Huseynîyim .. 

*57:        A.S.M. // A.S.M (ع.ص.م) (M’den sonra noktaya gerek yok!.)

*62:        maddeden  // maddeten

*68:        Cumhûriyetten sonra da “Bitlis” oldu. // Bitlis adı Cumhûriyetten önce de  kullanılıyordu:

  • Şemseddin Sâmî; K. ‘Âlâm, C2, s. 1239.
  • Vilâyet haritasında da “Bitlis”3
  • Tâhir Paşa’nın Bedîüzzamân’la ilgili olarak yazdığı arîzada bulunan mührün hemen üstünde “Bitlis Vâlisi” yazıyor. 
  • Şeyhül’islâm’ın Bedîüzzamân’ın “Mahrec” pâyesi ile taltîfi için pâdişâh’a yazılan arîzada da “Bitlis” (s.449).  
  • Dârü’l-Hikmette iken doldurulan nüfus, eşkâl ve ikàmet bilgilerinin bulunduğu Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Tezkeresinde de “Bitlis” (s.464)

*69:        Dahâ sonra ise “هيزان” oldu // Kaynaklarda “خيزان4

*73:        Yukarıda “Mehmed” aşağılarda “Muhammed” yazılmış. Bu şaşırtıcı olabilir. Parantezde açıklama yapılsa iyi olur.

*74:        80 yaşındadır.  // 79 yaşındadır.

*75:        1877 // 1878
Tevfik Göksu’nun Bedîüzzamân’ın doğum târihi ile ilgili, Yimisekizinci Lem’a’nın İkinci Emâre’sine hâşiye yapılan bir istihrâcı şöyle: 

1) “.. ya’nî arza bastığın zaman ki, cifirce 1295 Arabî, 93 Rûmî târîhidir ki, târîh-i velâdetine ve Rus Harb-i müdhişine tevâfukla berâber; ..”

2) Bedîüzzamân Dârü’l-Hikmet’te iken doldurulan nüfus tezkeresi ve eşkâlini bildiren 26 Eylûl 1337-1921 târihli belgede 1293 ve 1295 gibi iki târih bulunmaktadır. Burada 1293 Rûmî, 1295 Hicrîdir.

Mevcud belgelere göre, Üstâd’ın doğum târîhi; ne Târihçe-i Hayât’taki gibi 1873, ne Mustafa Süzen ve N. Şahiner’in iddiâları gibi 1876, ne de A. Feyzi (r.a.) ve A. Kadir Badıllı(r.a) Ağabeylerin tesbitleri gibi 1877’dir.. 1295 Hicrî ile 1293 Rûmî ancak Mîlâdî (5 Ocak-12 Mart) 1878’de çakışıyor.  

*75:        “Dârü’l Hikmeti’l-İslâmiyye a’zâlığına ta’yîn olurken”  //  “Dârü’l Hikmeti’l-İslâmiyye’de a’zâ iken” / Adı geçen Terceme-i Hâl Varakasının târîhi 17 Ekim 1921, Üstâd’ın ta’yîni ise 4 Ağustos 1918’dir.5

*75:        Sayfa altında verilen Müküslü Hamza’ya âid bilgi yetersiz. Onuncu Söz’ün tab’ında bulunduğuna göre?..

*77:        1877(M), 1294(H) // 1878(M), 1295(H) 6

*91:        1890 // 1891

*96:         Âyeti ise, 1309 Hicrî (1892 Mîlâdî) ederek, o târihte umum muhâtabları içinde birisine, … // Sûre-i Şûrâ’nın ikinci sahifesinde ise, 1309 ederek o târihte umum muhâtabları içinde birisine, … [Birinci şuâ’] / Birinci Şuâ’da “Hicrî” olarak belirtilmemiş!.. Rûmî olması dahâ akla yakın: 1309 [1893-94] ederek..

*103:      (1892) (?) // 1309’un Rûmî olma ihtimâli dahâ yüksek (1893-94).

*105:      doğumu 1294 H. // doğumu 1295 H. / s. 464’deki belgeye bkz.

*107:      قيل ’lerin, ٯىل  ya’nî noktasız olmaları gerekmez mi?

*111, 112:Hassa (?) // Hasyâ (Hâsıyyâ)7

*113:      1892’de 17 yaşında // 1892’de 14/15 yaşında

*120:      fotoğraf (?) // Dahâ ileri yaşlara âid gibi görünüyor! Sıhhatinin araştırılması..

*121 d.not(42):    1892 veyâ 1893 târîhinde Mardin’e ilk geldiği tarih (?) // 1894 Mîlâdî senesinde Tillo ve Cezîre etrafında bulunup Mardin’e gelmesi.. / s.123 (?)

*122:      Mutasarrıf Nâdir Bey // Mutasarrıf Enis Efendi8
*126:      albay (?) // askerî kaymakam9 (?) 

Vatana Avdet Belgesinde, Fahrî Kāimmakām10

*128 d.not(56):    1896  // 189811

*134 d.not: ondört yaş // onaltı yaş

*141:      1897 – 1918  // 1898 – 1916 / Üstâd 1916’daki esâret yolculuğundan sonra 6 Eylül 1924’e kadar Van’da bulunmamıştır.

*143:      Van Vâlisi Hasan Paşa //  Vanlı Hasan Paşa12

*143:      İşkodralı Tâhir Paşa Yugoslavyalı13 olup .. //  İşkodralı Tâhir Paşa’nın doğduğu yıllarda İşkodra, Osmanlı’ya bağlıydı. 1913’de elimizden çıktıktan sonra Arnavutluk’a bağlanmış, I. ve II. Cihan Harblerinde kısa süreliğine el değiştirmişse de her seferinde yine Arnavutluk’a verilmiştir.14

*144:      Hasan Paşa adı A.Rahman Nursî’nin hazırladığı Târihçe’de de, 1950’lerde Üstâd’ın talebeleri tarafından hazırlanan B.T.Hayât’da da  geçiyor.. Ama, “Vâli” olarak değil..
Resmî kayıdlarda o târihlere yakın “Hasan Paşa” adında bir Van Vâlisine henüz ulaşılabilmiş değil..15

A.Mecid Nursî’nin hâtıra notlarına atfedilen “Vâli Hasan Paşa”, muhtemeldir ki, 1913’lerdeki Van Vâlisi “Hasan Tahsin Paşa” olsun (?).

*148 d.not(14):    1316-1899 târîhinde // 1316’nın hicrî veyâ rûmî olmasına göre (1898-1901) arasında

*150:      1321-1904’ün mesnedi?

*157:      1316’nın Hicrî olduğunun belgesi? Hicrî de, Rûmî de olsa 1899, uygun gelmiyor!

Hicrî ise; 1316’nın 7 ay, 20 günü 1898’e, kalanı 1899’a geliyor..

Rûmî olursa; 9 ay, 17 günü 1900’e, kalanı 1901’e geliyor..
*157:      (Y) // William Ewart Gladstone16
*158:      baş vekil // başvekil

*167:      kulunç (?) // Metinde geçmiyor.. Belge?

*167:      meşhûr  // müştehir

*68:        Belge resmi ters..

*169:      Ahmed Râmiz’in .. Dîvân-ı Harbteki müdâfaâtını .. neşrettiği zaman mukaddemesinde yazdığı şu yazı .. // D. H. Örfî’nin 1909’da neşredilen ilk tab’ında Önsöz yok! 1910’daki İkinci tab’ında var.

*170:

                “Arş-ı kanâat oldu behişt-i gınâ bize

                Biz etmeyiz zemîn-i müdârâya ol emîn!

                Mansıbların, makàmların en bülendidir,

                Vicdânımızca mansıb-ı tahkîr-i zâlimîn.”

“etmeyiz” kelimesi burada pek mânâ ifâde etmiyor. Teksir nüshada kalem sürçmesi olmuş olmalı. Kahriyyât’ın 1906 Mısır baskısında ve D.H.Örfî’nin ikinci baskısında “inmeyiz”.  

*171:

                “Âşinâyız, bize bîgânedir endîşe-i mevt:

                Adl ü Hak uğruna nezreylemişiz cânımızı.

                Ol bize âb-ı hayât âteş-i seyyâl-i memât!

mısrâı ile mukàbele ederdi.”

Bu kısım 1950’lerde teksir edilen (tashihli) bir Os. nüshada aşağıdaki gibi:               

                 “Âşinâyız, bize bîgânedir endîşe-i mevt:

                Adl ü Hak uğruna nezreylemişiz cânımızı.

mısrâ‘ı ile mukàbele ederdi.”

                Saîd-i hüşyârın safvet-i rûhunu, besâlet ve şecâatini, fedâkârlığındaki nihâyetsizliği anlamak ve ona ebedî bir râbıta-i aşkla bağlanmak içün , lisân-ı hamâsetinden meşhûr ‘Kahriyyât’ın ezcümle şöyle bir  parçasını dinlemek kifâyet eder:

                “Sarây”ı, “zindân”ı yık, taşlarını başlara vur,

                Yere indir “Güneş”i, “Yıldız”ı eflâke savur.

                Ser’-i bîdâdı kopar, kalb-i ta‘dâyı kavur,

                Ol bize âb-ı hayât âteş-i seyyâl-i memât!

*183:      Sipkân // Kâkân / Gazete aslı

*184:      .. yedi-sekiz ay geri gelsek 1908’in başı olur // 1907 sonu olma ihtimâli dahâ kuvvetli!.

*215:      İttihâd-ı Muhammedî Cem’iyetinin kurucuları arasındadır (?) // Bu kısmın gözden geçirilmesi lâzım. Üyeliği tamam.. Fakat, İttihâd-ı Muhammedî Cem’iyetinin kurucularından olduğu iddiâsı isbâta muhtaç.. 

*220:      Mezkûr nüshada “şefkatli sultan” ta’bîri geçmiyor:

“… istibdâdlar, merhum Sultân-ı mahlû’a isnâd edildiği hâlde, onun maaş ve ihsan denilen hakk-ı sükûtu kabûl etmedim, reddettim. Hatâ ettim. Fakat, medrese ilmiyle dünyâ malını isteyenlerin yanlışlarını göstermekle hatâ, savâb oldu. Aklımı fedâ ettim, hürriyetimi terk etmedim. Ona boyun eğmedim…”

*228:      Japon Başkumandanı Mareşal Nogi .. // 3. Ordu Komutanı General Nogi’nin Mareşal ve Başkumandan olduğunun belgesi?  

*229:      “Hürriyetten bir sene evvel İstanbul’a geldim. O zaman Japonya’nın Başkumandanı, İslâm ulemâsından bâzı suâller sormuştu.” (Şuâ’lar) 

ifâdelerinden anlaşılıyor ki; Üstâd’ın bahsini ettiği İslâm ulemâsına sorulan sorular, Nogi’nin İstanbul’a gelmesinden (1911) evvele âiddir. Muhâtabı da Üstâd değildir.

*230:      (Japon Başkumandanı) Bedîüzzam’an’la görüşürler. (?) // Belge?

*230:      Birinci Cihân Harbi’nde .. Japon Başkumandanı onları Tokyo’da yerleştirir. (?) // Japon Başkomutanından General Nogi kasdediliyorsa., Nogi Birinci Harb-i Umûmiden evvel (1912’de) ölmüştür.. Başka bir komutansa, belgelendirilmesi..

*237:      1923’de Ankara’da “Yeni Gün” matbaasında bastırdığı .. “Habab” ve “Zeyl-ül-Habab” .. kapaklarında , “Saîd-i Kürdî” ismi.. göründüğü gibi… // Zikredilen Risâllerden “Habâb”; Ankara’da “Ali Şükrü” matbaasında, “Zeyl-ül-Habâb”; İstanbul’da Necm-i İstikbâl matbaasında basılmışlardır ve müellif’in ismi “Saîde’n-Nursî (Saîd-i Nursî)”dir.17

*237:      Mîlâdî 1877 // 1878

*237:      yaşı 84’dür // vefât yaşı 83’dür / Mîlâdî takvime göre ömrü en fazla 82 yıl, 2 ay, 18 gün olabilir.  

*237:      1294-1379 ömrü 86 olur. // 1295 -1379 vefât yaşı 85 olur. / Hicrî takvime göre ömrü en fazla 84 yıl, 8 ay, 24 gün oluyor.  

*248:      “İhtâr-ı Mühim” … 7 Nisan 1909 // “Cem ‘iyyetlere İhtâr-ı Mühim” … 7 Nîsan 1325 , 20 Nîsan 1909 / 110 sayılı Volkan, sahîfe 4.

*253:      14 Nisan // 13 Nisan

*253:      10 Mart 1325 Rûmî – 23 Mart 1909 Mîlâdî // 11, 12 Mart 1325 Rûmî – 24, 25 Mart 1909 Mîlâdî / Volkan 83, 84. sayılar.

262:        23 Mart 1909 // 25 Mart 1909

*272:      Şeyh Muhammet Bahid // Şeyh Muhammet Bahît (مُحمّد بخيت)18

*280:      İttihâd-ı Muhammedî Cem’iyyetinin … kurucularından olan Bedîüzzaman // Kurucularından olduğunun Belgesi?
*282, 283:            26 Şubat 1324 – 11 Mart 1909  târih 70 sayılı Volkan Gazetesi’nde ‘İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti’nin Nizamnâmesi ve Merkez kurucu âzâ hey’etinin isimleri’ zikredilmekle …” denilmiş..

Dört sayfa olarak çıktığı kanâatine vardığım nüshada bu bilgileri bulamadım. Fakat, 1. sahîfede önceki nüshalardan gelen şöyle bir devâm yazısı bulunuyor:

TEBŞÎR

“İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyetinin Hakīkati”

317-327 târîhi

(mâba‘d)

Beş günden beridir, Cem‘iyyetimiz hakkında vâkı‘ olan neşriyyâtımız, âkıbet o, birkaçkişiyi delikden deliğe sokmuştur. Mîzân Gazetesiyle neşrettikleri “İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyetinin Vezir Hanı’ndaki kayıd şu‘besi yine kendi taraflarından kapatıldığı işitilmiştir.”

“El-Hakku ya‘lû velâ yu‘lâ aleyh”.

Şimdi dünkü nüshamızda va‘d ettiğimiz vecihle bir-iki güne kadar, hem Merkez Meclis İdâre A‘zâları, hem de bütün Nizamnâmemiz, bir nüsha-i fevkal‘âde ile neşr olunacaktır. 

Cem‘iyyetimiz, pek nazîf, hamiyetli ellerdedir.

Sâye-i Nûr-i Nübüvvet’de “İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti” bihakkın müessesdir. Ve târih-i te’sîsi de 327 senesi, Muharremü’l-harâm’ının 15. Ve 324 Kânûnisânî’sinin 24. Cum’aertesi gününden [6 Şubat 1909] i‘tibâr olunmuştur.19

Binâen-aleyh: İşbu muvaffakıyyetin, ancak imdâd-ı rûhâniyet-i Peygamberî sâyesinde olduğundan, bu buhrânın netîcesi pek muşa‘şa‘, pek hârikul-âde bir renk alacağı bil-umûm Ümmet-i Muhammed’e tebşîr olunur.

İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti” 

Volkan’ın 48. sayısında (26 Muharrem 1327, 4 Şubat 1324, 17 Şubat 1909) gazete başlığının altına, “İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyetinin mürevvic-i Efkârıdır” ibâresi eklenmiş.. Yine bu nüshada İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti Nizamnâmesi’nin 10 maddesinin neşredildiğini görüyoruz. 1. maddede, Cem‘iyyet’in, “1327 sene-i hicriyyesinde Dârül Hilâfe’de teşekkül ..” ettiği yazılı. 

*282 d.not:11 Aralık 1909 // 11 Aralık 1908

*285:      “Nutuk-1” … 1910  // “Nutuk” (Bedîüzzamân-ı Kürdî’nin Nutukları) …  1908 sonları – 22 Ocak 1909 arası 20
D.H.Örfî’nin ikinci baskısında “Kütübhâne-i İctihad” sâhibi Ahmed Râmiz, Nutk’u; “Bedîüzzamân’ın Birinci Nutku” olarak isimlendirmiş..

*285:      1911 – 1912 // 1909 – 1910 
Köprü’nün 2004/86 sayısındaki belgeler tedkik edildiğinde 1327 ve 1328 târihlerinin Hicrî olduğu, yâni ilk baskının 1909’da, ikinci baskının 1910’da yapıldığı ortaya çıkıyor.

*286:      Gazete ve mecmûalarda neşredilmiş makāleleri: Gözden geçirilip yeniden düzenlenmesi tavsiye olunur.
bkz:
Şark ve Kürdistan … Kürdler neye muhtaçtır // Şark ve Kürdistan … Kürdler yine muhtâcdır
Volkan 21 Mart 1324 // Volkan 1 Mart 1325 

*287:      A. Badıllı; “Listeleri verilen makalelerin dışında Hz. Üstad Bediüzzaman’ın o günlerine ait başka herhangi bir makāle veya kitabına rastlanmamıştır. Bediüzzaman’ın başka makāle veya açık mektuplarından hayalî şekilde söz edenler olmuşsa da, kesinlikle hilâf söylemişlerdir. Vardır diyenler varsa, bir ucunu göstersinler.” şeklinde bir meydan okumada bulunulmuşsa da ulaşılan belgeler kendisini nakzetmektedir:21

*303:      31 Mart Olayı’nda Bedîüzzamân’ın, gazetelerde çıkan nasîhatlerinden sâdece bir kısmı.. denilen başlık altına 19 Eylûl 1324-2 Ekim 1908 târihli “Dağ Meyvesi Acı da Olsa Devâdır – Hürriyet’e Hitâb”ın konulması yanlış olmuş.

*307:      31 Mart 1909 // 31 Mart 1325 (13 Nisan 1909)

*323:      (1907 ve 1908 Milâdî) (Y) // (1908 ve 1909 Mîlâdî)

*325:      feyzâ-i feyzimiz // fezâ-yi feyzimiz22

*326:      ..1911 – 1912  yıllarında iki def’a tab’..// 1909, 1910 .. / Köprü’nün 2004/86 sayısında sayın Selim Sönmez’in neşrettiği belgelere göre birinci ve ikinci baskıların üzerideki 1327 ve 1328 târihleri Hicrîdir. 

*327:      Bu mührün aslı kimdedir ve hiç kulanılmış mıdır? Nerede?

*330:      “Sünûhât” isimli eserinin zeyli olan “Teşhîsü’l-İllet” // “Teşhîsü’l-İllet” ikinci olarak 1920’de  “Sünûhât” içerisinde basılmışsa da “Hutbe-i Şâmiyye’nin Zeyli”dir.

*339:      Muhterem A. Badıllı, “.. Şam’da bir hafta içerisinde iki def’a basıldığı ..” şeklindeki ifâdeleri pek güvenilir bulmamakta haklı. A. Nazif Ağabey’in yaptığı teksirde “Kırkküsur sene evvel okunmuş ve iki def’a tab’ edilen Arabî ..” deniliyor fakat kesin târih ve yer belirtilmiyor.

“Buna göre H.Şâmiyye’nin birinci tab’ı 1911’de, ‘Devâü’l-Ye’s’23 zeyli ile birlikte basıldığı gibi, ikinci tab’ı da bir sene sonra 1912’de ‘Teşhîsu’l-İllet’ zeyli ile berâber basılmış oluyordu.” ifâdesi ise tatmin edici değil..

Bâzı soruların cevaplanması gerekiyor:

  • 1911 (1329)’de basıldığı varsayılan “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”nin birinci tab’ının zeylsiz olması gerekmez  mi?
  • “Devâ’-ül Ye’s”, “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”’nin zeyli midir, ikinci adı mıdır?
  • “Devâ’-ül Ye’s”, “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”’nin zeyli ise belgesi gösterilebilir mi?
  • “Devâ’-ül Ye’s”, “Devâ’-ül Ye’s Zeylinin Zeyli”nin kısaltılmışı olarak alınmışsa, bu zeyl, doğrudan “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”nin zeyli midir, yoksa “Teşhîs-ül İllet” zeylinin zeyli mi?
  • “Devâ’-ül Ye’s Zeylinin Zeyli”, “Teşhîs-ül İllet” zeylinin zeyli ise, ilk (!) basılan nüshada “Teşhîs-ül İllet” zeylinin bulunmayıp zeylinin bulunması nasıl olabilir?
  • Üçücü baskı, (1336-1338) tab‘ târihli Sünûhât’daki nüsha ise, basım târîhi 1920 olmaz mı? Yok, başka bir nüsha ise, belge ibrâzı mümkün müdür?..

*341:      Buradaki nüshanın “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye (Devâü’l-Ye’s)” resim altı yazısına göre 1911 baskısı yâni ilk baskı olması lâzım ama üzerinde “İkinci Tab’ı” yazıyor (!?). Zâten 1330 Hicrînin sâdece 10 günü 1911’e âid. Bu 10 gün içinde basıldığının belgesi gösterilmemiş.. Yâ sehven “İkinci Tab’ı” yazılmış, yâ da ilk baskıya hiç ulaşılamamış!..

*342:      Sultan Reşâd’ın … 27 Nîsan 1911’deki ikinci sene-i devriyesine katılmış olması (?) // Belge?

*343: 

Muhâkemât … Tab’ târîhi, 1921 // 1327 (1911)24

Türkçe Nutuk-1 1912 // 1908/9

D.H. Örfî  1911- 1912   // D.H. Örfî  1909-1910

*365:      Vâli Tâhir Paşa  //  Vâli Hasan Tahsin (Uzer)

*372:      19 Şubat 1330  // 19 Şubat 1331

*372:      Diyarbekir Vâlisi Cevdet Bey’in Evinde  // Diyarbekir’de Van Vâlisi Cevdet Bey’in Evinde 25

*372:      (264) numaralı dipnotun kaldırılması..
*373:      1331 … (1915) // 1331 … (1915/16) / Burada 1916

*374:      19 Şubat 1331; 27 Rebîülâhir 1334; 3 Mart 1916 

*385:      “…Molla Abdülmecid berâberinde götürüp , Bedîüzzamân’ın dostu ve ahbâbı Diyarbekir Vâlisi Cevdet Bey’in evinde tebyiz etmiştir.” 
İşârâtü’l-İ’câz’da durum: 
“Diyârbekir’de, Van Vâlîsi Cevdet Beyin evinde 19 Şubat 1330 [1331] târîhinde Cum’a gecesi bu tefsîrin ilk Arabî nüshasını tebyiz ederken, Sa‘îd’in Küçük Kardeşi, …” 

*386:      1916 Şubat’ına  // 1916 Mart’ının 3’üne

*386 (Fotoğraf): 

Gönüllü Alay Kumandanı olduğu zamanlar // Yeğeni Abdurrahman tarafından 1335 (1919)’da neşredilen “Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı”nın kapak fotoğrafından .. 

*392:      Sibirya  // Rusya İçleri

*393 vs: Sibirya // Kostroma / Rusya26 / Üstâd’ın kendi te’lîfi olan metinlerde Sibirya’da bulunduğuna dâir hiçbir şey yok!. Kostroma’nın Sibirya ile alâkası bulunmadığını bir ilkmektep coğrafya atlasında bile görmek mümkün.

*394:

26 Haz. 1917 // 5 Hazîran 1916

2 Haz. 1917 // 1 Haz.1916

*395:
Celfa // Culfa 
Kıloğrif // Kologrif, Kologriv

İnternetteki şekliyle “Kologriv” veyâ “Kologrif”, Abdurrahmân Nursî’nin hazırladığı “Târihçe-i Hayât”  ve Osmanlıca teksir, “Bedîüzzamân’ın Târîhçe-i Hayâtından Hârikalar: Afyon Mahkemesi Müdâfaâtının Birinci Zeylinin Zeyli, S:49.”da “قولوغريف” “KOLOGRİF”. Kostroma’ya bağlı. Volga’nın büyük bir kolu olan Unzha(Unja) Nehri kıyısında küçük bir yerleşim yeri..

Dr. M. Âsaf Dişçi’nin hâtırâlarına göre Üstâd esâret süresinin 6 ay kadarını burada geçirmiş: “İşte Bedîüzzamân’ı orada gördüm. Kostroma eyaletinin Kologrif kasabasındaydı. Dahâ sonra onu içerlere, büyük esirler kampına, Kosturma içlerine sevkettiler. Birlikte altı ay kadar kalmıştık.” s. 404, (“Son Şâhidler-I” N. Şahiner) 
Petersburg (Leningrad) // Gidiş güzergâhında yok!

Yeni ulaşılan belgelere göre esâret ve kurtuluş güzergâhı şöyle: Bitlis, Van, Culfa, Tiflis, Moskova, Kologrif, Poshekhonye, Kostroma, Petersburg, Varşova, Viyana, Sofya, İstanbul. 27
*399:      Nikola Nikolaviç’e ayağa kalkmaması. //   
Mustafa Bolay’ın hâtıralarına göre Kostroma’da olmalı.. (s: 405, 406) 28

*400, 401:     Çar’ın dayısı  // Rus Kafkas orduları başkumandanı Grandük Nikola Nikolaviç; Çar II. Nikola’nın dayısı değil, babası III. Aleksandr’ın amcasının oğlu. 29

*409:      1 Eylûl  // 10 Eylûl

*410:      10 Eyûl 1916 // 10 Eylûl 1332 – 23 Eylûl 1916

*415:      4 Hazîran 1918 // 17 Hazîran 1918

iki sene üç ay 28 gün  // iki sene üç ay 15 gün

8 Temmuz 1918  // 25 Hazîran 1918

19 Ramazan // 16 Ramazan

*416 vd.:     İstanbul’a ayak basışı olan 25 Haz. 1334 Rûmî, 8 Temmuz 1918 // 18 Haz. 1334 – 1918 / 25 Haz. Tanîn Gazetesinin haber târîhi, ayak basışı değil! Vatana Avdet belgesinde 18 Haz. kaşesi var.  

*417:      1923’lerde  // 1924-25’lerde

*418 vd.:  Kosturma // Kostroma

*426:      Hicrî 19 Ramazan 1336, Rûmî 25 Haziran 1334, Mîlâdî 8 Temmuz 1918  // Karşı sayfadaki küpürün sağ üst köşesine çok dikkatli bakılırsa, “16 Ramazan 1336, 25 Haz. 1334 – 1918” târihleri okunabiliyor.

*431:      8 Temmuz 1918 – 19  Kasım 1922 // 18 Hazîran 1918 – Kasım 1922 başları

*434:      1921 senesi Ekim ayı (?) //  Lemaaât’ın 1921’de te’lif (1339 Ramazan ve Bayram hilâlleri arası, 9 Mayıs – 7 Hazîran ) ve tab’ edildiği kesin ama Ekim ayında olduğunun belgesi?  

*434:      1918’in 8 Temmuz’undan   // 1918’in 18 Hazîrân’ından 

*434:      25 Nisan 1923 // 17-21 Nisan (1 Mayıs) 1923 Ankara’dan ayrılışı

*435:      1918 Temmuz’undan , 1923 Mayıs’ına  //1918 Hazîrân’ından 1924 Temmûz sonlarına

*436:      Ankara’da tab edilen Habab ve Zeyl-ül- Habab  // Ankara’da tab edilen Habab ve Zeyl-ül-Zeyl (Habbe’nin İkinci Zeyli). Zeyl-ül-Habab İstanbul’da basılmıştır.30

*436:      Isparta’da tamamladığı Nûr’un İlk Kapısı (?) /  Belge?

*436:      1926  // 192731

*437:      Cedvelin gözden geçirilip yeniden düzenlenmesi tavsiye (eksikler, yanlışlar var)..

*439:      16 Şubat 1920 (?) // 16 Mart 1920

30 Ekim 1918 Mondros Mütârekesinin sonucu olarak 13 Kasım 1918’den i’tibâren İ’tilâf Devletlerinin kuvvetleri İstanbul’da bulunmakta idiler. Pâdişah Hükûmeti’nin her hareketini yakından ta’kip ediyorlardı. Meclis-i Meb’ûsân, 28 Ocak 1920 târihindeki gizli oturumunda “Ahd-i Millî” olarak Mîsâk-ı Millî kararlarını aldı ve kararlar bütün meb’uslar tarafından imzâlandı. 17 Şubat 1920 târihli oturumunda da bu karârın basında yayınlanması ve bütün yabancı parlamentolara bildirilmesi kararlaştırıldı. Bu gelişmeler üzerine İ’tilâf Kuvvetleri; 15 Mart’ta, 150 Türk aydınını tevkif etti. 16 Mart 1920 sabâhı Şehzâdebaşı karakolu basıldı. 18 Mart 1920’de İngilizler, meclisin etrâfını makineli tüfeklerle sararak, toplantı hâlinde bulunan milletvekillerinden ba’zılarını tutuklayarak ve sürükleyerek götürdüler. Şehir fiilen ve resmen askerî işgàle ma’ruz kaldı. Böylece, son Osmanlı Meclis-i Meb’ûsânı düşman süngüsü altında zorla kapatıldı. (Çeşitli kaynakalar)32

*440:      ” … ben de seni harçlık vekilliğinden azl ile …” //  ” … ben de seni vekilharclıkdan azl ile …” 

*440 d.not(11):    bu banknot paranın nasıl bir para olduğunu, kâğıt mı, altın mı // “Banknot” kâğıt para demek zâten..

*443:      26 K. evvel 1334 (8 Ocak 1919) // 26 K. evvel 1334 (26 Aralık 1918) 33

*444:

10 Ocak 1918 // 26 Aralık 1918

29 Aralık 1918 // 16 Ocak 1918 

*445 d.not(18):    1922 yılının 26 Kasım Kurban Bayramı  // 1922 yılının Kurban Bayramı 4 Ağustos (10 Zi’lhicce 1340) 

*446:      26 Ağustos 1918 // Dârü’l-Hikmet’e tâyini 4 Ağustos 191834

Yeni Asya Gazetesi Yazarı M. L. Salihoğlu’nun 01.12.2008 târihli e-mailden:

“Sadık Albayrak’ın beş çiltlik Son Devir Osmanlı Ulemâsı isimli eserinin 4. cilt 271-72. sayfalarında şu bilgiler yer alıyor:

4 Ağustos 1334 târihinde İrâde-i Seniyye ile Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyye âzâlığına tâyin olunmuştur. [“Me’mûrîn ve … Terceme-i Hâllerinin Tahlîline Mahsus Varakadır” belgesinde; 26 Şevvâl 1336]. Âzâlık müddeti dört sene üç ay devâm etmiştir.

Bu devirde, hükümetlerin düşmesiyle, Şeyhülislâmlar da değişiyor ve Dârü’l-Hikmet âzâları da değişiyordu. Bedîüzzaman ise, devamlı olarak baştan sona âzâlıkta bulunmuştur.”

1 Eylûl 1918  // 19 Ağustos 1918
19 Ağustos 1334-1918 târihli “Cerîde-i Sôfiyye” nin haberine göre Dârü’l-hikmet’in açılış merâsimi 12 Ağustos 1334-1918 Pazartesi oluyor.

*449:      Dârülhikmete alınması husûsunda  // Mahreç pâyesi ile taltîfi için

*450:      9 Ekim 1921 // 26 Eylûl 1921 

*453:      1923 Mayısı ve Hazîrânında  // 1923 yılı Nîsân’ında

*456:      Yuşâ Tepesindeki inzivânın bir kısmı Ankara dönüşünden sonra.. 1923-24’de olabilir:

“Millî hükûmetin galibiyeti üzerine, yaptığım hizmetler Ankara hükûmetince takdir edilerek Van’da üniversite açmak teklifi tekrarlandı.
Buraya kadar geçen hayâtım bir vatanperverlik hâli idi. Siyâset yoluyla dîne hizmet hissini taşıyordum. Fakat bu andan itibâren dünyâdan tamâmen yüz çevirdim ve kendi ıstılâhıma göre “Eski Saîd”i gömdüm. Büs bütün âhiret ehli “Yeni Saîd” olarak dünyâdan elimi çektim. Tam bir inzivâ ile bir zaman İstanbul’un Yûşâ Tepesine çekildim. Daha sonra doğduğum yer olan Bitlis ve Van tarafına giderek mağaralara kapandım. Rûhî ve vicdanî hazzımla başbaşa kaldım.” 35

*456:      iki ay // birbuçuk ay (1 ay 16 gün)

*461:

1923 Mayıs ve Hazîran’ında  // 1923 Nisân’ında

1918 Temmuz’unda // 1918 Hazîrân’ının 18’inde

*462:
26 Ağustos 1918  // 12 Ağustos 1918 (1334)

7 Eylûl 1918  // 26 Ağustos 1918

9 Eylûl 1918  // 29 Ağustos 1918

1 Mayıs 1919  // 19 Nisan 1919

26 Eylûl 1921 // 13 Eylûl 1921

30 Ocak 1922  // 17 Teşrînievvel (1327) 192136

*463:

25 Ağustos 1918 // 12 Ağustos 1918 

25 Ağustos 1918 // 12 Ağustos 1918 (mükerrer)

1 Eylûl 1918 // 22 Ağustos 1918

29 Kasım 1918  // 16 Teşrînisânî (Kasım) 1918

15 Ocak 1919 // 2 K.evvel (Aralık) 1918

1 Şubat 1919 // 18 K.evvel (Aralık) 1918

*464:      Nüfus, eşkâl ve ikàmet bilgilerini hâvi Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Tezkeresi târîhi: 26 Eylül 1337 (26 Eylül 1921) 

*487:      7 Mart 1920 (?) // 439. sayfa ile ilgili düzeltmeye bknz.

*517:      7 Mart 1920  // 22 Şubat 1920 

*518:      4 Mart 1330 – 17 Mart 1920  // 4 Mart 1336 – 4 Mart 192037

*519:

Devlet-i Âliyye // Devlet-i Aliyye

9 Mart 1920  // 22 Şubat 1920 

*531:      19 Kasım 1922 // 7 Kasım 1922 

N. Şahiner, “Kurban Bayramından bir hafta kadar evvel Ankara’ya gitti” diye yazıyor (Kurban Bayramı 4 Ağustos 1922). Ama vesîka ibraz etmiyor. Herhâlde Abdülganî Beyle ilgili hâtırâya dayanıyor olmalı.

  1. Sürûrî Tönük’ün günlüğüne göre Ankara’ya gelişi 7 Kasım 1922 oluyor. 38

*531:      19 Kasım 1922 – 30 Hazîran 1923 //  7 Kasım 1922 – 17/21 Nisan 1923  

*536:      19 Kasım 1922 // 7 Kasım 1922 

*537:      22 Kasım 1922 // 9 T.sânî (Kasım) 1922 TBMM’de Beyân-ı Hoş-âmedî 

*537:      Bedîüzzamân Molla Saîd Efendi Hazretlerine hoş-âmedî // Bedîüzzamân Molla Sa‘îd Efendi Hazretlerine beyân-ı hoş-âmedî

*538:      22 Kasım 1922 // 9 T.sânî (Kasım) 1922 

*539:

22 Kasım 1922 // 9 T.sânî (Kasım) 1922

19 Kasım 1922 // 7 Kasım 1922 

26 Kasım olması lâzım  // 1922 Kurban Bayramı, 4 Ağustos 

*544:      “… Meclisi ziyâret etmeden önce Ankara kal’asının  başına çıktığını.. ” // Bu hükmün nasıl çıkarıldığının îzâhı? Meclis Ziyâretinden hattâ 25 Kasım 1922’den sonra çıkmış olamaz mı?..

*545:      Habab // Evet Habab da Ankara’da te’lif edilmiştir ama Tabîat Risâlesi’nin muhtasarı Zeylü’z-Zeyl (Habbe’nin İkinci Zeyli)dir.

*546:      iki ay sonra M. Kemâl Paşa ile sert bir münâkaşa  // 25 Kasım 1922 C.tesi akşam namazına yakın39
*547:

19 Kasım 1922  // 7 Kasım 1922

22 Kasım 1922 // 9 T.sânî (Kasım) 1922

*549: 
[19 K.sânî 1338 (1 şubat 1923)] // 19 K.sânî 1339 (19 Ocak 1923)  
Bedîüzzaman 19 K.sânî 1339 (19 Ocak 1923)’de Millî Hükûmet erkânını ..  // Bedîüzzaman 23 T.sânî 1338 (23 Kasım 1922)’de Millî Hükûmet erkânını.. 

*559:      22 Kasım 1922– 30 Hazîran 1923 // 9 Kasım 1922–21 Nîsan 1923 

*561:      1923 Şubatı başlarında // 1922 Kasım sonlarında

*563:      Üstâd’ın ona, Reisicumhur seçildikten sonra söylediği nasîhatleri .. (?) // Vâkıa mutâbakat yok. Cumhûriyet’in îlânı 29 Ekim 1923, Üstâd’ın Ankara’dan ayrılışı 17/21 Nisan 1923. 

*563:      Sayfa altındaki târihler, günler arasında tutarsızlk var! 2-2-1339 Çarşanba  // 21-2-1339 Çarşanba (s: 540, 565)

*564:      30 Nisan 1923  // 17 Nisan 1923 
Buradaki 17 Nisan 1339 da pek güvenilir görülmüyor.. Yanlış bir okuma söz konusu olsa gerek.. Belge aslının kopyasındaki târihin doğru okunuşu, 17 Şubat 1339 (17 Şubat 1923) olmalı. (Mufassal T. Hayât 1998, s: 540, 565, 569)

*565:

30 Nisan 1923  // 17 Nisan 1923 (17 Nisan 1923  // 17 Şubat 1339)

4 Mayıs 1923   // 21 Şubat 1923 

*566:

Buradaki Mîlâdî târihler?

4 Mayıs 1923  // (12. 9. 1339) 12 Eylûl 1923 (s: 567)

19 Kasım 1923  // 6 Eylûl 1923

22 Aralık 1923  // 9 Eylûl 1923

25 Aralık 1923  // 12 Eylûl 1923

15 Aralık 1925  // 2 Aralık 1925 

*567:

12/12/1925 // 29/11/1925

19 ay // 15 aya yakın40

*572:      Yedibuçuk aylık Ankara  // beşbuçuk – altı aylık Ankara

*575:

19 Kasım 1922 // 7 Kasım

22 Kasım 1922 // 9 T.sânî (Kasım) 1922

1 Şubat 1923 // 19 Ocak 1923 

30 Nisan 1923 (17 Nisan 1923) // 17 Şubat 1339 (1923)

3 Mart 1923 // 3 Mart 1924  

*575 :     .. Bedîüzzamân Hazretleri Ankara’da iki Arabca eser te’lîf edip tab’ettirdi. Habâb ve Zeyl-ül Habâb risâleleri..”  // İkincisinin İstanbul’da basılmış olduğu anlaşılıyor (Zeyl-ülHabâb: İstanbul – Necm-i İstikbâl matbaası 1341). 41

*576:

dört ay  // Belge?

30 Haziran 1923 // 17-30 Nisan 1923’e yakın günlerde

13 Temmuz // 21-30 Nisan 1923

30 Hazîrân   // 17 Nîsan

*580 d.not(45):1925 veyâ 1926  // 1926 veyâ 192742

*585:      1923  // 1924

*588:      1897’de Van’a gitti. .. Vâli Beyin Konağında kalmağa başladı. (?) // Belge? 1898’de gitmiş olma ihtimâli dahâ kuvvetli gibi..

*589:

cansiperâne  // cansipârâne43

1918 Temmûzunda   // 1918 Hazîrânında 
*591:      27 Temmuz 1908  // Ba’zı kaynaklar Hürriyet’i i’lânını 23 Temmuz 1908 olarak veriyorlar. 26 Temmuz 1908 de olabilir nutuk târîhi.

*609:      1926 Şubât’ından  // 1927 Mart’ından 

*629:

1923-1925  // 1924-1926

*1925 // 1926 

*631:

30 Hazîran – 13 Temmuz // 17 Nisan – 21 Nisan (1Mayıs)

cansiperâne  // cansipârâne /  Os. Lugatler      
1923 Hazîran, Üstâd’ın mübârek yaşı tam kırkyedi // 1924 Eylül, Üstâd’ın mübârek yaşı tam kırkyedi

*632:      Tren bileti:
Ankara mevkıfından Gebze (Gekbôze, Gekbûze, Genbûze, …) mevkıfına..
31/4/39 [*] (31/4/1923) târihine kadar mu’teberdir. 
Saîd-i Kürdî Efendi’ye mahsustur.

Yalnız – bir – kişi içün mu’teberdir.
17/4/39 (17/4/1923) târîhinde i’tâ olunmuştur.

Hâmilin imzâsı
SAÎD 

[*]: Nisan ayının 31 olması mümkün olmadığına göre bir kitâbet hatâsı olmalı. 21 veyâ 30 Nîsan olabileceği gibi 1 Mayıs da olabilir.

*637:      1924 // 1925

*640:      Fahreddin Pişiricigil, 1923 Ağustos’unda, gördüğünü, Ramazan olduğunu söylüyor. Fakat o yılın (1341) Ramazan’ı Nîsan ortasından Mayıs ortasına kadar..

*643:      Hazîran 1923 – 25 Şubat 1925 …. 21 ay // Eylül 1924 – 1 Mart 1926 …. yaklaşık 19 ay

*652:      1924 (?) // 1925

*664:      Şeyh Said Hâdisesinin hitâmına yakın bir zamâna kadar // Şeyh Said hâdisesinin hitâmına kadar / Üstâd’ın sürgün edilmesi 1926 Mart başı.

*666 Üstteki resim:      Mevlid-i Üstâd: H.1290 (1873); Vefât: H.1379 (1960) // Mevlid-i Üstâd: H.1295 (1878)44.; Vefât: H.1379 (1960) 

*670:

15 Mayıs 1923 // 21 (31) Nisan 1923 Ankara’dan ayrılış (muhtemel son târih)

  1. 4. 1339 (14 Mayıs 1923) ’a kadar // 17. 4. 1339’dan (17 Nîsan 1923’den) – 21.4.1339’a (21 Nîsan 1923’e) kadar

*671: 

1923  // 1924

25 Şubat 1925  // 25 Şubat  (1 Mart) 1926 

*673:      Kürd Teâlî (Kürdistan Teâlî) Cem’iyyeti ile “Kürd Teâvün Cem’iyyeti” farklı cem’iyyetler değil mi?

679:        1918 Temmuz’undan 1922 Kasım’ına kadar // 1918 Haziran ortalarından 1922 Kasım başlarına kadar

*685: 

Vâli Tahsin Bey’e gittik.. (?)// İltibâs var. O yıllarda Tahsin Bey TBMM’de meb’ûs..

Vâliler şunlardan biri olabilir:

Zühtü Bey (1923-1924)

Süleyman Sabri Bey (1924-1925)

Osman Nuri Paşa (1925-1926)

*694:      1925 // 1926

*698:      (1925 İlk Aylar) //  (1926 İlk Aylar) 

*699:      1925 // 1926

*701:      10 Şubat 1925 // 10 Şubat 1926 olabilir / Şeyh Said İsyânı 13 Şubat 1925’de başlıyor.

*703:      21 // 18 

*704 d.not(62) vd.:10 Şubat 1925 // 10 Şubat 1926

*713:      1925  // 1926

*714:      21 // 18  

*715:      1925   // 1926

*717:      Tahsin Tandoğan’ın Bedîüzzamân’la ilgili söylediklerinde yanlışlık var.. 1925 olması mümkün değil!..

*719:      1925 // 1926

*720:

Murâdiye Kazâsı (?) // Kaza olduğuna dâir bir belgeye ulaşılamadı. Nâhiye olabilir.. 

1925 // 1926 

*721:      1925 – 1926 // 1926 – 1927

*723:      1925 // 1926

*724:      1925 // 1926

*726:      1925 senesi içinde .. , 1926 yılı başlarında ..1342- .. 1926 // Onucu Söz’ün ilk tab’ı 1928 Harf İnkılâbından evvel yapılmıştır.45
*733:

Bu sayfada, Üstâd’ın bir zâta hediye ettiği Cevşenülkebîr üzerindeki târihlerin yanlışlığı çünkü o târihlerde Üstâd’ın Burdur’da bulunamıyacağı isbât edilmeğe çalışılmış.
Yukarıdaki tesbitlerde görüldüğü üzere zikredilen târihde (11 T. sânî 1926) Üstâd Burdur’da bulunmaktadır.  
Rûmî Takvimden Mîlâdî Takvime intikàl eden; (Teşrînievvel, T.sânî, Kânûnievvel, K.sânî) isimleri de 10 Ocak 1945’e kadar aynen kullanılmıştır!

1342 yılında Üstâd … Onuncu Söz’ü te’lif ve tab’ ettitmiştir. // Bu târihli bir tab’ sözkonusu olamaz!..  O yazılar 1928 baskısının iç kapağına elle yazılmış!..

*739:      25 Ocak 1926 // 25 Ocak 1927

*740:      1926 // 1927

*744: 

1926 // 1927

1 Kasım 1925 // 17 Ekim 1925

*745: 
1926 // 1927
Şubat 20 (1926) // Mart 1 (1927) / Belge: 9.1.2011 târihli Zaman Gazetesi’nde Abdullah KILIÇ tarafından yayınlanan, zamânın İçişleri Bakanı Şükrü KAYA’nın üst makàmlara arz ettiği rapora göre; Bedîüzzamân’ın,1 Mart 1927 târih ve 81 numaralı tahrîrâtla Barla’da ikàmete mecbûr edildiği anlaşılmaktadır.46

*747:      1926 // 1927

*751:      1926 // 1927

*754:      sekizküsûr // yediküsûr

*755:      1926 // 1927

*756:      sekizbuçuk // yedibuçuk sene kadar 

*757 d.not(6): Ağustos ayı sonları // 24 Temmuz

*759: 

16 Mart  // 3 Mart
8 Aralık   // 25 Kasım
3 T. sânî  // 30 T. Sânî
14 Aralık // 30 Kasım 

*760: 
14 Kasım 1928 // 1 Kasım 1928
K.evvel (Ocak) // K.evvel (Aralık) 

*866:      1926 –  // 1927 –

*877: 
8,5  // yaklaşık 7,5
Yukarıda // Aşağıda 
Zarfların üzerlerindeki yazılarla metindekiler birbirini tutmuyor.. Aşağıdaki 
“Muhterem ve Muazzez Hocam Muhammed Sa‘îd-i Nursî Efendi Hazretlerine takdîm” yazısının yeniyazıya çevirisi yok meselâ..

*904:      1925  // 1926

*929: 
1925  // 1926
1926  // 1927 

*930:      1926  // 1927

*931:      1926 // 1927

*936:      1926 –  // 1927 –

*954, 961: 
Feyzi  // Fevzi
sekiz sene,  // yedi sene, 

*964:      gayyur // gayur

*966: 
16 Nisan // 15-16 Mart (10 Zilhicce 1353)
rahatsız olduğum  // rahatsızlığım
Bayramı’nda  // Bayramı’na kadar

*967: 
gücenmeyiniz // gücenmeyesiniz 
Bayramı’nda // Bayramı öncesi

*980: 
25 // 26
on sene // dokuz sene 

*2144:   Mîlâdî 1960, 1379 Ramazan ayının yirmibeşini yirmialtıya bağlayan gece sâat 03.00 sıralarında vefat ettiği, .. (?) // Mîlâdî 1960 Martı’nın 22’sini (Salı) 23’üne (Çarşanba) bağlayan gece sâat 03.00 sıralarında (25 Ramazan 1379, Çarşanba gecesi) vefât ettiği, ..

*2194:   10 Muharrem // 17 Muharrem  

Bilâl TUNÇ

 

DİPNOTLAR:

1            http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-vi-1926-1960/

2             https://www.haberturk.com/galeri/gundem/424550-said-nursinin-mezari-nerede

3             Bitlis Vilâyeti; http://tarihvemedeniyet.org/2009/10/bitlis-vilayeti.html  (Erişim Târîhi: 5.11.2020).

4

5             http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-iv-1918-1922/

6             http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-i-1878-1908/ 

7             Abdurrahman Nursî; Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı, Necm-i İstikbâl Matbaası, İstanbul, 1335, s.17.

8             Yeni Asya, 01.04.2005, Enstitü sayfası, Portre

9             Abdurrahman Nursî, Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı, Necm-i İstikbâl Matbaası, İstanbul, 1335, s.25.

10           Bedîüzzamân Saîd Nursî; Târihçe-i Hayâtı, Eserleri, Meslek ve Meşrebi, Doğuş Ltd. Şirketi Matbaası, Ankara, 1958, s.72.

11           Bitlis Evliyâları; Muhammed Kufrevî. http://www.evliyalar.net/pir-muhammed-kufrevi-k-s/  (Erişim Târîhi: 09.11.2017). 

12

1) Bedîüzzamân Saîd Nursî; Târihçe-i Hayâtı, Eserleri, Meslek ve Meşrebi, Yeni Asya Neşriyat, 2008, s.76.

2) M. Selim Mardin; Vâli mi, Vanlı mı? http://msmardin.blogcu.com/vali-mi-vanli-mi/4886501 (Erişim Târîhi: 17.12.2018).

13           M. S. Mardin; Van Vâlisi İşkodralı Tâhir Paşa. Y. Asya, 05.02.2008. 

14           Filozof Net; İşkodra Nerde, Tarihi; Eserleri, Nüfusu, Hakkında Bilgi http://www.filozof.net/Turkce/tarihi-eserler-i/13884-iskodra-nerede-tarihi-eserleri-nufusu-hakkinda-bilgi.html (Erişim Târîhi: 19.02.2019).

15           Abdülhamit Kırmızı; [Tâhir Paşa ve selefleri: Ahmed Nâzım Paşa (1895), M. Şemseddin Bey (1896), Vekil Ferik Şemsi Paşa (1897), Tâhir Paşa (1898) ] Abdülhamid’in Vâlileri, Klasik Yayınları, İstanbul, 2007, s. 89,90. 

16           Taha Niyazi Karaca, Prof. Dr.;  İngiltere Başbakanı Gladstone’un Osmanlı’yı Yıkma Planı: Büyük Oyun, Nisan 2011 – İstanbul.

17           http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-v-1922-1923/

18

* Cengiz Kallek; Muhammed Bahît. İslâm Ansiklopedisi, TDV, c.04, s.488-489.

* Ahmed Akgündüz, Prof. Dr.; Arşiv Belgeleri Işığında Bedîüzzaman Saîd Nursî ve İlmî Şahsiyyeti  – Birinci Kitap, 2013, s.506.

19           Kuruluş târîhi olarak, Cem’iyyet Nizamnâmesi ve Kurucular Listesinin yayınlandığı 16 Mart 1909’u, yâ da Ayasofya Mevlidinin yapıldığı 3 Nîsan 1909’u  alanlar da var..   

20           http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-ii-1908-1916/

21

*Veşâvirhum Fi’l-Emr

Meşhur Kürd Hocası Molla Sa‘îd-i Bedîüzzaman

Bedîüzzamân’ın matbûât âleminde ilk yazısı.

24 Temmuz 1324

6 Ağustos 1908

1: 4

Rehber-i Vatan 

 

*Kürdler ve Osmanlılık

Şerif Paşa’nın Ermeniler ile i’tilâfı

Kürdler’in hiddet ve galeyânı

[beyânât]

Da‘vâ Vekili Ahmed Ârif, Muhammed Sıddık , Ulemâ-yi Ekrâd’dan Sa‘îd-i Kürdî

22 Şubat 1336

22 Şubat 1920

8273: 1

İkdâm

 

22           Abdullah Cevdet [Karlıdağ]; Kahriyyât, İkinci Tab‘, Matbaa-i İctihâd, Mısır, 1906, s.76.

23           “Devâü’l-Ye’s”; “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”nin diğer adıdır.      

24           Necmeddin Şahiner; Bilinmeyen Taraflarıyla Bedîüzzaman Said Nursî, Nesil Yayınları-2006, s.153.

25            O sıralar Diyârbekir Vâlilk makamına Süleyman Necmi Selmen vekâlet etmektedir..  

 Süleyman Necmi Selmen. http://dictionnaire.sensagent.leparisien.fr/S%C3%BCleyman%20Necmi%20Selmen/tr-tr/ (Erişim Târîhi: 09.11.2017).

26            http://risaletashih.org/bediuzzamanin-rus-esareti/ 

27            agb.

28           Necmeddin Şahiner, Son Şahitler-1 Y. Asya Yayınevi, 1980, s.184.

29            agb.

30           http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-v-1922-1923/

31           http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-vi-1926-1960/

32           Metin Aydoğan; 16 Mart 1920: İstanbul’un İşgali ve “Meclisi Mebusan”.  http://www.guncelmeydan.com/pano/16-mart-1920-istanbul-un-isgali-ve-meclisi-mebusan-metin-aydogan-t36947.html (Erişim Târîhi: 28.03.2019).

33            http://risaletashih.org/takvimler-ve-tarih-cevirme-ile-ilgili-kisa-bir-hatirlatma/    

34            http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-iv-1918-1922/

35           Bediüzzamân Sa‘îd Nursî; Şuâ’lar, Yeni Asya neşriyât, 2001.  

36           Sadık Albayrak; Son Devrin İslâm Akademisi Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye –İkinci Baskı-, Yeni Asya Yayınları, Şubat 1973, s.217.

37

*Sebîlürreşâd, 4 Mart 1336 – 4 Mart 1920, s. 225.   

*http://risaletashih.org/takvimler-ve-tarih-cevirme-ile-ilgili-kisa-bir-hatirlatma/          

38             http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-v-1922-1923/

39             http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-v-1922-1923/

40             http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-v-1922-1923/

41             http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-v-1922-1923/

42            http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-vi-1926-1960/

43            cansiperâne / cansipârâne  سپارانه  جان // ciddî lügatlerden tetkîki! (‘siper’ ve ‘sipâr’ maddelerine de bknz)

“cansiperâne” şeklinde bir terkip yok!

Mes’eleyi; “Evet, doğru yazılış şekli, “cansipârâne”’dir ama halk arasında genellikle “cansiperâne” olarak kullanılmaktadır. Risalelere de halk arasında kullanılan şekli ile girmiştir. Buna benzer daha başka kelimeler de vardır..” gibi eften püften laflarla geçiştiremeyiz.. “cansipârâne سپارانه جان”, dil erbâbı tarafından günlük köşe yazılarında bile aslî şekliyle hâlen kullanılan bir kelime. Bkz: Ekrem KILIÇ; http://risaletashih.org/okumak-ekrem-kilic/  

44           http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-1878-1960-i-1878-1908/

45           http://risaletashih.org/bediuzzaman-said-nursi-muhtasar-tarihce-i-hayati-vi-1926-1960/  

46           Abdullah Kılıç; Çankaya’ya gönderilen Said Nursî raporları ,  Y. Asya, Gündem, 10.01.2011.  

 

2 Yorum

  1. Ayhan Ayhan

    Bilal Hocam Selamun Aleyküm,
    Allah rahmet etsin Abdülkadir Badıllı ağabey nedense bazı meselelerde mesnedsiz ısrarcı olmuş. Mesela Van’dan sürgün tarihini üç şâhid 1926 yılı olarak ifade etmesine rağmen hepsi için de sehiv olabilir demiş.
    “Şâhid Cemal Taylan, sürgün tarihini 10 Şubat 1926 şeklinde vermişse de ayı ve günü doğru, fakat senesi sehivdir. Ayrıca 10 Şubat 1925 günü Üstad’ın Erek dağından alınarak Van’a getirildiği tarihi olma ihtimali de kuvvetlidir”
    “Kinyas Kartal da, sürgün tarihi için 1926 demişse de, yine sehivdir.”
    “Merhum Said Şamil Bey de, her nedense sürgün tarihi için 1926 diye kaydetmiş ki bununla üçüncü rivayet oluyor. Lâkin ilerde yapılacak kesin hesap ile o tarih 1926 değil, 1925 olduğu görüleceği için, bu zat da sehven bunu böyle yazmıştır.”
    Ama sonra Meşihat Dairesi yangını haberlerinden anlıyoruz ki doğru tarih 1926. Yani gazete haberleri olmasa doğru bir sonuca ulaşamayacağız. İşin garibi Sebat Yayınlarından çıkan en son Mufassal Tarihçe-i Hayat’ın yeni ve bakir belgelerle genişletilmiş üçüncü baskısında bu durum hiç düzeltilmeden aynen tekrar edilmiş.
    Hocam bence sizin buradaki yazılarınızdan yola çıkarak tashihli bir tarihçe çalışmasını kitap veya kitapçık şeklinde yayınlamanızda fayda var.

  2. Bilâl Tunç Bilâl Tunç

    Aleyküm Selâm Ayhan Bey..
    Bilhassa muvâfık tarafdaki ekserî Bedîüzzamân araştırmacılarının husûsiyeti bu.. Mes’elelere peşin kabûllerle yaklaşılıyor..
    Bâzı sehivlerin kaynağı 1958’de neşredilen Büyük Târihçe meselâ.. Burada doğum târîhi 1873, Barla’ya nefy târîhi 1925-26 verilmiş ..
    Badıllı Ağabey’in sağlığında Mufassal Târihçe ile ilgili tesbitlerimi rahmetli Ekrem Kılıç vâsıtasıyle kendisine iletmek nasip olmuştu.. O sıralar 3. baskı hazırlıkları yapıyorlarmış.. Tesbitlerimizin hiçbirine îtirâzı olmadı.. Telefonla aradı.. Teşekkür etti.. Üzgündü.. Tashihleri tamamlayıp 3. Baskıyı yapmaya ömrü vefâ etmedi yazık ki..

Ayhan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir