İçeriğe geç

ABIBSNİŞ-1

 

Arşiv Belgeleri Işığında Bedîüzzaman Saîd Nursî ve İlmî Şahsiyyeti-1

Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

OSAV, İstanbul – 2013

 

Syf.6 

Abdurrahmân’ın te’lif eylediği Târihçe-i Hayat, kendi eserlerinden birinin arkasında lâhika olarak …”

*Abdurrahmân’ın te’lif eylediği “Târihçe-i Hayât”, müstakil bir eserdir. Kendi eserlerinden birinin arkasında neşredilen, “Târihçe-i Hayât’ın Zeyli”dir (Lemaât’ın sonuna ilhak edilmiş)… Bir de Müküslü Hamza’nın hazırladığı “Bedîüzzamân Sa‘îd-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır” var (İşârâtü’l-İ ‘câz’ın sonuna ilhak edilmiş)..

6’dan 26’ya kadar olan sayfalar ayrıca gözden geçirilmeli..

-Syf.27 

Muhammed Celal

*Muhammed Celâlî1

-Syf.29 

“1907’de İstanbul’a geldikten sonra …”

* 1907 sonları İstanbul’a geldikten sonra …

Van’dan kesin hareket târîhi belli değil.. En erken 18 Kasım 1907’de (mürur tezkeresinin târîhi) Van’dan hareket eden birinin o günün şartlarında İstanbul’a varması 1907 sonlarını hattâ 1908 başlarını bulabilir..

-Syf.36 

“Abdurrahman tarafından basılan”

*Kapak üzerinde her ne kadar “Nâşiri Abdurrahmân” görünüyorsa da gerçekte Müküslü Hamza berâberdir..2  Dahâsı, İ. İ’câz; Hamza Efendi’nin mes’ûl müdürü bulunduğu “Jin” dergisi3 tarafından neşredilmiştir..

-Syf.36 

“1913 yılına kadar olan dönemi …”

*“İşârâtü’l-İ‘câz’ın basıldığı 1918 sonlarına kadar olan dönemi …”4  

-Syf.36 

1334/1918

*R.1334/1918

O yıllarda, hem Rûmî, hem Hicrî târihler kullanılmakta olduğundan, târih tek olarak yazıldığında, kullanılan târîhin hangisi olduğunun belirtilmesi eserden faydalanacaklar açısından uygun olur.

-Syf.37 

Birinci kısım, Bedîüzzamân’ın ilk hayâtının esâretten dönüşüne kadar olan kısmı ihtivâ eder. İkinci kısım ise, özellikle D. Hikmeti’l-İslâmiye üyeliğinden başlayarak Lemeât adlı eserinin telifine kadar geçen süreyi kapsamaktadır. Toplam 45 sayfadır.”

*Birinci kısım, Bedîüzzamân’ın ilk hayâtının D. Hikmetü’l-İslâmiye’de vazîfeye başladığı zamânın ilk aylarına kadar olan kısmını ihtivâ eder5 [40 sayfa]. İkinci kısım ise, özellikle D. Hikmetü’l-İslâmiye üyeliğinden başlayarak Lemeât adlı eserinin neşrine kadar geçen süreyi kapsamaktadır [2/5 sayfa]. Toplam 42/45 sayfadır.”

-Syf.40 

Ahmed Üzmez

*Hüseyin Üzmez

-Syf.41 

“… tarihe geçen”

*Târihçe’ye geçen

-Syf.45 

“1935 baharında …”

*“1936 bahârında …”

-Syf.56 

Envar Neşriyat

*İlk Baskısı “Timaş Yayınları”, ikinci baskısı “İttihad Yayıncılık” tarafından yapılmış olabilir mi?

-Syf.58 

“… 1878-1918 tarihleri arası …”

*… 1878-1921 târihleri arası …

-Syf.58 

Abdülmecid Nursî’nin hâtıraları

*Bu hâtıralar ne zaman yazılmıştır, hangi yılları içine almaktadır? Aslına nasıl ulaşılabilir?

-Syf.65

“Bedîüzzamân’ın yaşı 82; ama Hicrî takvim esas alındığında ise 84 olduğunu görüyoruz.”

*“Bedîüzzamân’ın yaşı 83; ama Hicrî takvim esas alındığında ise 85 olduğunu görüyoruz.”

1293 ile H.1295’in örtüşmesi; R.1293’ün son 67 gününe (24 Kânûnievvel – 28 Şubat), H. 1295’in ilk 67 gününe (1 Muharrem – 8 Rebîülevvel) geliyor. Yânî; Hicrî 1295, Rûmî 1293 berâberliği ya’nî Bedîüzzamân’ın doğumu; 5 Ocak 1878 ile 12 Mart 1878 Mîlâdî târihleri arasındaki 67 günlük süreye denk düşüyor..

Bu tesbitlere göre; ömr-i mübârekleri ve vefât yaşları:

Kamerî takvimle; (84 sene, 6 ay, 17 gün) ile (84 sene, 8 ay, 24 gün) arası / Vefât yaşı: 85
Şemsî takvimle; (82 sene, 11 gün) ile (82 sene, 2 ay, 18 gün) arası / Vefât yaşı: 83

-Syf.71 

1293/1876 yılında …

*H.1293/1876 yılında …

1293’ün hicrî olduğu ancak hesapla anlaşılabiliyor.. Ciddî bir eksiklik..

-Syf.76 vd.

II. Abdülhamîd 10.10.1293-6.4.1327

*II. Abdülhamîd 10 Şâ’ban 1293-6 R.âhir 1327

Yeri gelmişken ba’zı mülâhazalarımı arz etmeme müsâade ediniz.. Bu cedvel ve emsâlindeki Mîlâdî târihleri çıkarabiliyoruz da.. Rûmî ve Hicrîlerde olmuyor!.. Ki burada târihlerin Rûmî mi Hicrî mi olduğu bile belli değil!.. Meselâ şu târih; 6.4.1327.. Hicrî mi, Rûmî mi?..

Mîlâdî ayların sırasına uymadıkları için Rûmî ve Hicrî ayların sayı ile değil isimle belirtilmesi dahâ uygun olmaz mı?. Yanlış hesaplamalara sebep olabiliyor -buradaki gibi.

I. ve II. Cildde bilhassa Hicrî ve Rûmî târihlerin ay sıralamalarında ve Mîlâdi’ye çevirmelerde mebzul miktarda metodik hatâlar var.. Çalışmanın tamâmı bu cihetten de gözden geçirilse iyi olur…

-Syf.82

Tâhir Paşa ?-1925

*Ba’zı kaynakalarda vefâtı 1913 olarak görünüyor!6

-Syf.83

REBÎÜLEVVEL 1295 HİCRÎ/MART 1293 RÛMÎ/ MART 1878 MÎLÂDÎ

*Sağlıklı bir tesbit değil.. H.1295, R.1293 târihleri sâdece aşağıdaki sürelerde örtüşüyor:

Hicrî (1 Muharrem-8 Rebîülevvel) 1295, Rûmî (24 Kânûnievvel-28 Şubat) 1293, Mîlâdî (5 Ocak-12 Mart) 1878}

-Syf.83

“Bunun Rûmî olduğunda şüphe yoktur; zîrâ ilmiye dışındaki memurlar o târihlerde Rûmî târih kullanmaktadırlar.”

*Belge?.. Vilâyet Salnâmelerinde kullanılan târihler Hicrî değil mi? Bunları düzenleyenler ilmiye miydi?

-Syf.83

“Nüfus Tezkeresindeki Mart 1293-Mart 1878 ve Rebîülevvel 1295 …” “1878 Mart’ı esas alındığında ise, hem Rebîülevvel 1295, hem Mart 1293 ve hem de … rivâyetlere uyuyor.”

*Sağlıklı tesbitler değil.. Yıllarda isâbet edilmişse de rivâyetlere denk düşürme çabası ile olsa gerek ay ve günlerde (hesap yerine tahminler öne geçince) biraz çelişkiye düşülmüş.. Rûmî doğum târîhi (24 Kânûnievvel 1293-28 Şubat 1293) arasında olması gerekirken Mart 1293 denmiş!.. Hâlbuki 1293 Martı Hicrî 1294’de kalıyor! 28 Şubat 1293’ün 1 gün sonrası olsa o da Rûmî 1294’ün yılbaşı oluyor!..

H.1295, R.1293 târihleri sâdece aşağıdaki sürelerde örtüşüyor:

Hicrî (1 Muharrem-8 Rebîülevvel) 1295, Rûmî (24 Kânûnievvel-28 Şubat) 1293, Mîlâdî (5 Ocak-12 Mart) 1878.

-Syf.87

1295 (Rebîülevvel)-1293 (Mart)–(Mart 1878)

*1295 (1 Muharrem-8 Rebîülevvel)-1293 (24 Kânûnievvel-28 Şubat)–1878 (5 Ocak-12 Mart)

-Syf.87 dn.22

Mîlâdî 1877 takvimi, Rûmî 1293’ün 21 K.evvel ayına kadar devâm ettiğini yazar. Bir gün sonra 1 Ocak 1878 ve 3 gün sonra da 1 Muharrem 1295 olur. O zaman Ocak 1878 târîhi kesinleşir.

*Bir şey îzah edilmeye çalışılmış ama ne?..  Hani Mart’ta, R. Evvel’de doğmuştu?

-Syf.88

“Necmeddin Şahiner’in BTBSN kitabında ise, yalnız 1873 diye yazılmıştır.”

*1873, eski baskılara âid.. Yeni baskılarda 1876-1877.. (2006 baskısı)

-Syf.88 dn.24

Hâfız Tevfik, Arabî 1293 diye yazmış. Bu da bir sehiv olsa gerektir.

*Gerçekten sehiv.. Ama Hâfız Tevfîq’in bir diğer istihrâcı şöyle: “… ya’nî arza bastığın zaman ki, cifirce 1295 Arabî, 93 Rûmî târîhidir ki, târîh-i velâdetine ve Rus Harb-i müdhişine tevâfukla berâber..” (Lem’alar, Y. Asya Neşriyat – 2005, s.595, 28. Lem’a, 1. Nükte, 2. Emâre’nin Hâşiyesi.)

– Syf.93

Sayfa altındaki 36. numaralı not “İkinci Rivâyet”:

*Mümkündür ama râvîsi bile belli olmayan böyle bir rivâyetin ciddî bir çalışmada olmaması gerekirdi.

-Syf.100

“Fakat bu âidiyetin dahâ sonra farklı mânâlar ihsas etmesi sebebiyle, Üstad, Osmanlı sonrasında kendi köyüne nisbetle “Nursî” soyadını almış ve bunu kullanmıştır.”

*“Üstad, 1922’lerden îtibâren “Kürd ve Kürdî” gibi lakabların farklı mânâlar ihsas etmesi sebebiyle, bu unvanları terk ile köyüne nisbetle “Nursî” lakabını kullanmıştır.”

Üstâd, Osmanlı döneminde Kürd ve Kürdî lakablarından başka; Sa‘îd, Bedîüzzamân, Saîde’n-Nursî [Saîd-i Nursî] imzâlarını da kullanmıştır. TBMM’nin hattâ Cumhûriyet’in ilk dönemlerinde de Kürdistan, Lazistan … tâbirleri resmen kullanılıyordu.

-Syf.101

“Bedî-i Âlem-i İslâm unvanları kullanılmaya başlandı.”

*“Bedî-i Âlem-i İslâmiyyet unvanları kullanılmaya başlandı.”

Bu unvanı kendisi belki de hiç kullanmamış, muhtemelen sâdece bir def’a Derviş Vahdetî tarafından kullanılmıştır:
“Bizim Hazret; ya’nî Bedî-i Âlem-i İslâmiyyet, o Kürd elbisesiyle, o Kürd tavr-ı kahramânenesiyle, dâimâ taşıdığı belindeki hançeriyle kürsî-i hitâbete çıkması kendisinden ricâ olunduğundan kemâl-i salâbetle kürsiye çıkarak ve kāim olarak bir nutk-ı beliğ îrâd buyurmuşlardı. …”7  

-Syf.101

Bedîüzzamân bu lakabını Cumhûriyet döneminde Kürdî yerine Nursî diye değiştirmesine rağmen, …

*Bedîüzzamân bu lakabını Cumhûriyet döneminde terketmesine  rağmen, …

Cumhûriyet’ten önce de, Kürdî gibi Nursî’yi de kullanmıştır. Mes’ele, Cumhûriyet döneminde Kürdî ve Kürd lakablarını terkten ibârettir.

-Syf.131

Âl-i Bey (?)

Âl-i Beyt (?)

-Syf.187

“1958 yılında Ahmed Fevzi Ağabey …”

*”1958 yılında Ahmed Feyzi Ağabey …”

-Syf.190

*Zikredilen sâdık rü’yâyı kim görmüş?..

-Syf.201

*Resim altı yazısı: “Şam” ve “2012”, resim üzerinde görülemedi? “1999 var.” (?)

-Syf.205

HİCRÎ 1302/MÎLÂDΠ1885

*1302’nin Hicrî olduğu nasıl bulunmuş?.. Rûmî olamaz mı?

1302: 13 Mart 1886/12 Mart 1887

*HİCRÎ 1302/MÎLÂDΠ1884-1885

Tahsil (Kur’an öğrenme) başlangıcı 7 kabûl edilirse, 1302 Hicrî; 21 Ekim 1884–9 Ekim 1885 olur.

Hicrî yıllar ekseriyetle iki Şemsî yıla birden sirâyet ettiği için, burada ve ilerleyen sayfalarda, tam karşılığının verilmesi dahâ uygun olmaz mı?

-Syf.208

1304 Hicrî/1887

*1304’ün Hicrî olduğu nereden belli?

*1304 Hicrî/29 Eylül 1886-17 Eylül 1887

*1304 Rûmî/13 Mart 1888-12 Mart 1889

-Syf.211 vd.

1305/1888

*Kaynak ve 1305 Rûmî mi, Hicrî mi belirtilmemiş?

-Syf.227

1309 Hicrî/1308 Rûmî/1892 Mîlâdî

*1309 Hicrî/1307-1308 Rûmî/1891-1892 Mîlâdî

H.1309 esas alındı diğerleri buna göre hesaplandı ise şöyle olmak gerekir:

1309 Hicrî/(26 Temmuz 1307–13 Temmuz 1308) Rûmî/(7 Ağustos 1891-25 Temmuz 1892) Mîlâdî

Hicrî-Kamerî, Rumî-Julyen ve Mîlâdî târihlerin başlangıç ve bitiş târihleri farklı olduğu için çevirmeler gün bazında yapılsa…?

-Syf.227

Mollay-ı Meşhûr

*Mollâ-yı Meşhûr

-Syf.233

*Fotoğrafın sağ altında Üstâd’ın kendi hattı ile “Sa‘îde’l-Garîb” imzâsı görülüyor.

-Syf.239 dn.95

“Abdülmecid, Hâtıra Defteri” ne zaman yazılmış?.. Günlük şeklinde mi tutulmuş, yoksa hayâtının ileri devrelerinde mi? Nasıl ulaşılabilir?

-Syf.242

Üç yıl burada kaldıktan sonra 1917 yılında Diyarbakır’a geri döndü.

*Vâkıa mutâbık görünmüyor!.. Bitlis’in suqûtu gecesi (3 Mart 1916) Diyarbakır’da Van Vâlîsi Cevdet Beyle berâber olduğu mevsuk olduğuna göre?..

-Syf.242

Askerî Rüşdiyede (lisede)

*Askerî Rüşdiyede (ortaokulda)

Ba’zı yakınlarım “Rüşdiye”de okudukları için aynelyakîn biliyorum. Lise’ye “İ’dâdî” denilirdi.”

-Syf.252-3

Şeyh Fethullah’dan aldığı icâzetnâme

*Belgede böyle bir şey yok!.. “İcazet ile kuran adındaki eserin” ibâresinin “İşârât-ül-İ’câz” veyâ “Mu’cizât-ı Kur’âniye” gibi bir eser olma ihtimâli dahâ kuvvetli.

-Syf.270

Muhammed Celal

*Muhammed Celâlî

-Syf.281

1897 yılında Van’a gelen

*1898 yıllarında Van’a gelen

Küfrevî’nin cenâzesinde bulunduğuna göre.. 1898 olma ihtimâli dahâ kuvvetli.

-Syf.281

1907 yılında İstanbul’a

*1907 yılı sonlarında İstanbul’a

-Syf.281

Şekerci Han’ında

*Şekerci Hanı’nda

-Syf.295

Bitlis’te Şeyh Emin Efendi … kendisine … Bedîüzzamân .. (?)

*s. 305’de “Siird’de Şeyh Fethullah … Bedîüzzamân unvânını verir” deniliyor?

-Syf.297

*130 işâreti konulan parça ile s.298’deki parça becâyiş edilse?..

-Syf.300

*“mütâla’a” kelimesinin imlâsı tebrike lâyık!..  “mütâlaa” da olabilir..

-Syf.301 dn.146

Müküslü Hamza, Tercüme-i Hâl, sh.5

*Müküslü Hamza, Tercüme-i Hâl, sh.6 8

-Syf.302 dn.149

Van yaylasında

*Belge?

-Syf.302 ftg

Mardin Vâlisi Hâlid Bey

*Mardin, vilâyet değildi ki, vâlisi olsun!. “Diyarbekir Vilâyeti”den gelen telgrafnâmede “Mardin Mutasarrıflığı” deniliyor?

-Syf.309

Mardine gelişi 1311(?)/1893-1894

*Mardine gelişi R.1309/1894-1895

-Syf.309

… Sünûsiye tarikatinin mâhiyetine âşinâlık peydâ etti.

*… Senûsî tarîkıne intisâb etdi.9   

-Syf.313

Mutasarrıf Abdülgani Paşa (?)

*Ba’zı kaynaklarda Enis Paşa 10  

-Syf.317
Hânefî
*Hanefî

-Syf.323

medreselerine gelen derviş

*Belge?

-Syf.326

1313/1898 (?)

*H.1313/24 Hazîran 1895-11 Hazîran 1896

*R.1313/13 Mart 1897-12 Mart 1898

El- amân, el-amân!..Târihlerin bu şekilde muallakta bırakılması cidden çok zorluk veriyor!..

-Syf.329

1314/1898-1324/1907

1314/1898-1899

R1314/14 Mart 1898-12 Mart 1899

  1. Sayfada 1313 karşılığı olarak da 1898 verilmişti?..

1324/1907

1324/1908-1909

14 Mart 1908-13 Mart 1909

Burada ve diğer târihlerde çok yanlışlıklar var!.. Lutfen kaynaklar, belgeler tekrar gözden geçirilerek düzeltilsin!.. Üstâd’ın Van’dan İstanbul’a gidişi belgelerle sâbit: 1323 (R)

*1323/14 Mart 1907-13 Mart 1908

-Syf.330

Van’a gittiği sene 1314/1897

*Önceki sayfada 1314/1898 gösterilmişti? Hemen altta da 1898?..

1314/1898-1899

-Syf.330

Van’a ilk gidişinde Vâli Şemsi Paşa’nın konağında ikāmet etti.

*Vesîka?

-Syf.332-33

… 1314-1315 ve 1316 .. Hicrî olursa, Mîlâdî 1897, 1898, ve 1899 …

*… 1314-1315 ve 1316 .. Hicrî olursa, Mîlâdî 12 Hazîran 1896–11 Mayıs 1899 …

*… 1314-1315 ve 1316 .. Rûmî olursa, Mîlâdî 13 Mart 1898–13 Mart 1901 …

Bu târihlerin Rûmî olma ihtimâli dahâ ma‘qûl görünüyor:

Dikkat edilirse, sonraki kısımda, “… 1292 eder ki, bu faqîrin dünyâya gelmesinden bir sene evvel veyâhud rahm-i mâderdeki târîhe işâretle berâber, …”220 cümlesindeki târih, çok açık olarak Rûmîdir ve Üstâd’ın doğum târîhini sarîh olarak gösteriyor.

-Syf.333

1321/1904 senesinde …

*Belge?

-Syf.336

1315/1900

*R.1315/1899-1900

1315’in Hicrî mi, Rûmî mi olduğu nereden belli? Hicrî olursa, 2 Hazîran 1897-21 Mayıs 1898 olur. Anlaşılan Rûmî olarak alınmış!…. Yânî, 13 Mart 1899–13 Mart 1900 olur.

-Syf.337

lâtife

*latîfe

Kelimenin aslı; لطيفه … “^”, sâdece uzatma işâreti olarak

kullanılmalı. Burada olduğu gibi “a”nın üzerine konulduğu zaman inceltme ile berâber “” da uzatılıyor ve telaffuz çok bozuluyor. “i”nin üzerine konulmalı. “L” harfi zâten umûmiyetle ince söyleniyor.

-Syf.338

gayyûr

*gayûr

Ciddî lügatler çift y ile yazmayı yanlış diyorlar!

-Syf.341

1316-1317/1901-1902

R.1316-1317/1900-1902

Bin üçyüzlü târihler Hicrî olursa:

1316 (22 Mayıs 1898–11 Mayıs 1899)–1317 (12 Mayıs 1899–30 Nîsan 1900)

Bin üçyüzlü târihler Rûmî olursa:

1316 (14 Mart 1900–13 Mart 1901)–1317 (14 Mart 1901–13 Mart 1902)

Demek ki, bin üçyüzlü târihler Rûmî alınmış!.. Lutfen, şu Hicrî/Rûmî târihler gelecek baskılarda belirtilsin.. Okuyucuya Çin işkencesi bitsin!..

-Syf.346

1889 târihli Bitlis Gazetesi

*1890 târihli Bitlis Gazetesi

Resimdeki gazete 17 Şubat 1890 târihli.

-Syf.346

*Muhtemelen Bedîüzzaman’ın okuduğu haber de Bitlis Gazetesi haberidir ve Tâhir Paşa’nın Bedîüzzamân’a okuduğu haber de Bitlis Gazetesi haberidir. Olabilir, ama Üstâd’ın haberdâr olmasının 1898’den evvel mümkün olmadığı belirtilse..

-Syf.350

Târih, 1316 Hicrî (1899 Mîlâdî)’yi gösteriyordu.

*Târih, 1316 Hicrî (22 Mayıs 1898–11 Mayıs 1899 Mîlâdî)’yi gösteriyordu.

Hâdise, 341. sayfada Rûmî alınırken burada Hicrî alınmış.. Bunun sebebi?.. Kafamız gittikçe karışıyor!.

-Syf.351

tâbiiyyun

*tabî‘iyyûn

-Syf.353

îcâzı hârika

*îcâz-ı hârika

-Syf.354

Hicrî 1340, Mîlâdî 1921 seneleridir.

*Hicrî 1342, Mîlâdî 1923-24 seneleridir.

Bu tesbitler, tab’ târihleri için dahâ uygun..

-Syf.354

Kızıl Îcaz, 1339/1920

*Kızıl Îcaz, H.1339/1920-21

H.1339/15 Eylül 1920–3 Eylül 1921

1920’nin 3,5 ayı, 1921’in 8 ayından fazlası H. 1339’da!

-Syf.360

1318/1903 (?)

*Kaynak ve belge?

-Syf.362

sâniyenin onda biri olan âşire

*âşire: tâsia’nın altmışda biri (Yeni Lugat]

Mutlak “sayı” olarak doğru da “dakîkanın âşiresi” için değil!

-Syf.367

1323/1907

*R.1323/1907-08

[1323R./(14 Mart 1907–13 Mart 1908)]

-Syf.368

kulunç hastalığı

*Metinde hastalık adı geçmiyor?.. Belge ibrâzı mümkün mü?

-Syf.371

… onun Van, Bitlis, Muş, Erzincan, Kayseri ve bu güzergâh hattı ile ulaştığı İzmit’ten geçerek İstanbul’a geldiği söylenebilir.

*Mümkün olabilir ama neye istinâden bu kanâate varılmış? Belge ve açıklama ricâ..

-Syf.371

… Ahmed Râmiz’in, bil’âhare … kitap hâlinde neşrettiği zaman, mukaddemesinde yazdığı şu yazısı …

*… Ahmed Râmiz’in, bil’âhare … 2. Baskısını neşrettiği zaman, mukaddemesinde yazdığı şu yazısı …

Mâlum, birinci baskıda mukaddeme yok..

-Syf.371

1323 R (1907 M) senesi zarfında idi ki, ..

*1323 R senesi zarfında (1907 M sonları-1908 M yılı başları) idi ki, ..

Cümlenin siyâkından, bahsin, İstanbul’a gelişinin ilerleyen günleriyle ilgili olduğu anlaşılıyor. 1908 yılı başları denilse dahâ uygun olur.

-Syf.372

Ferik Ahmed Muhtar Paşa

*Bâzı kaynaklar Ferik Ahmed Paşa’yı Kurt İsmâil Hakkı Paşa’nın oğlu olarak gösteriyor ki, dahâ isâbetli görünüyor.11  

-Syf.373

ŞEKERCİ HAN

*ŞEKERCİ HANI

Yâni, Han, şeker mi satıyormuş?.. Bu gidişle yakında “Süleymâniye Câmii” de “Süleymâniye Câmi” olacağa benzer.

-Syf.374 dn.14

1907 yılının bir kış mevsiminde

*1907 yılı kışı öncesinde

-Syf.381-82

8 Nisan 1324

*8 Nîsan 1325

-Syf.384 vd.

Kürdler Neye Muhtaçdır?

*Kürdler Yine Muhtacdır

Burada Osmanlıca yazılış “ينه”; “yine”..

“Neye” şeklinde okuma biraz zorlama gibi.. “Neye”nin Osmanlıca yazılışı, “ نه يه “.    .

Üstâd, İstibdâd’da A.hamîd’den istediklerini Hürriyet’de bu def’a gazete diliyle “yine” istemiş.. “Kürdler İstibdâdda nelere muhtâc iseler yine ayni şeylere muhtâcdırlar..” mânâsında..

-Syf.385

İstanbul’a gelişi Kasım 1907’dir.

*İstanbul’a gelişi 1907 sonlarıdır.

Van’dan, 5 Teşrînisânî 1323 (18 Kasım 1907) mürur tezkiresini aldığı gün yola çıksa, o günün şartlarında Kasım 1907 içerisinde İstanbul’a gelmesi çok zor.. Aralık 1907, hattâ, Ocak 1908 de olabilir.. Yolda nerelerde ne kadar kaldığını bilmiyoruz ki?

-Syf.385
İstanbul’a gelişi Kasım 1907’dir. Zîrâ 30 Mayıs’da Van Vâliliği’ne yazılan hakkındaki soruşturma yazısı, bu târihde İstanbul’da olduğunu gösterdiği gibi …
*30 Mayıs’da Van Vâliliğ’ne yazılan yazı, Kasım 1907’de İstanbul’da olduğunu nasıl göstermiş..? Alâka, anlaşılamıyor!..

-Syf.387

Gertuş …. Botkan …

*Artuş (Ertuş) … Belkan  …

-Syf.388

“… Hürriyet’den bir sene evvel İstanbul’a geldim.” Bu beyâna göre Bedîüzzamân Hazretleri 1908’de değil, 1907 târîhinde İstanbul’a ulaşmıştır.

*Belgelere uymuyor. O yıllarda umûmiyetle Rûmî veyâ Hicrî târihler kullanılıyordu. Hesâbı Rûmî üzerinden yaparsak, 1323 Rûmî, 14 Mart 1908’e kadar devâm ettiğine nazaran pekâlâ İstanbul’a ulaşması 1908 başlarına sarkmış olabilir. Başka bir yerde 7-8 ay evvel geldiğini söylüyor (bknz. S.414).

-Syf.388

1322-1906

*1322R/1906-07

[1322R/(13 Mart 1906–13 Mart 1907)]

Bir sene sonrası R.1323 olur ki, 14 Mart 1907’den 14 Mart 1908’e kadar devâm eder.

-Syf.388

Bedîüzzaman, bu dilekçenin farklı bir versiyonunu, bir sene kadar sonra ayni başlıkla .. hem Kürdce, hem de Türkce olarak neşretmiştir.

*Bedîüzzaman, bu dilekçenin farklı bir versiyonunu, bir sene kadar sonra “Kürdler Neye Muhtâc?” başlığı ile neşretmiştir.

Burada iltibas var.. Kürdce neşredilen yazının başlığı, “Bedîüzzamân Molla Saîd‑i Kürdî’nin Nesâyihı”dır ki, bir hafta sonra bunun Türkcesi “Yâ Ma’şere’l-Ekrâd!” başlığı ile yayınlanmıştır. Ayni nüshada, “Kürdler Neye Muhtâc?” başlıklı yazı da var ama bu, Kürdce yazının Türkcesi değil!..

-Syf.388

22.11.1324/5.12.1908 ve 29.11.1324/12.12.1908

*22.9.1324/5.12.1908 ve 29.9.1324/12.12.1908

Rûmî ve Mîlâdî ayları ayni sayı ile göstermek R.Gregoryen târihler için mümkün olsa da, o yıllarda kullanılan R.Julyen târihler için mümkün değil!.. Bu çeşit hatâlar ilerleyen sayfalarda da çokca var!.. Düzeltilmeleri gerekir!.. En iyisi, ayları, adlarıyle göstermek.

-Syf.395

1907’de İstanbul’a gelen Bedîüzzamân, Meşrûtiyet’in îlânından evvel söylediği bir nutkunda, Sultan Abdülhamîd’i, “Yaşasın yaraları tedâvî etmek fikrinde olan Halîfe-i Peygamberî” diye vasıflandırmaktadır.

*Bu sözler, ilk olarak 1326 Hicrî–1324 Rûmî’de (1908 sonları–1909 başları) neşrettiği NUTUK’da geçmektedir ki, II. Meşrûtiyet’in îlânından sonradır. bknz. s.397.

-Syf.396

“(…) biçare millet de iktidâ etsin. Madem ki, İmâmsın!…”.

*Bu parça, 25 Mart 1909 târihli Volkan’dan -az değişikliklerle- alınmış olmalı. 45 numaralı dipnotta verilen Misbah nüshasında bulunmamaktadır.

-Syf.397

Meşrûtiyet’in i‘lânının ilk günlerinde söylediği nutkun son bölümünde: “Yaşasın yaraları tedâvî etmek fikrinde olan Halîfe-i Peygamberî” ..

*“Yaşasın yaraları tedâvî etmek fikrinde olan Halîfe-i Peygamberî” ifâdeleri II. Meşrûtiyet’in i‘lânının üçüncü günü İstanbul’da irticâlen îrâd, sonra Selânik’de tekrar etdiği ve Misbah’da neşredilen Hitâbe’de geçmiyor..

-Syf.397

23 Mart 1909

*24 Mart 1909  

-Syf.398

Bir de sizde, onlardaki kuvvet-i İslâmiyyet ve safvet ve ahlâk…

*Nerede sizde, onlardaki kuvvet-i İslâmiyyet ve safvet ve ahlâk…

-Syf.398 dn.49 vd.

El yazma Nutuk, 1323

*Muhterem Hocam, 1323 târihli ne matbû’, ne el yazma bir Nutuk yok, olması da mümkün değil!.. Bu  herhâlde 1908-09 baskısı Nutuk’dan el yazma olarak çok sonraları kopyalanmış bir nüsha. Dikkat ederseniz orijinalinde dış kapaktaki târih 1324 (۱۳۲٤), iç kapak 1326 (۱۳۲٦).. Elle yazma sırasında her nasılsa (۱۳۲٦)’nın (٦)’sı (۳) gibi olmuş.. Târih, kalem sürçmesi ile  olmuş (۱۳۲۳).. Dikkat edilirse 3’le 3’e benzeyen rakamlar da farklı. 3’e benzeyen rakam 6’nın ters yazılmışı sanki..

-Syf.400

“O şefkatli Sultana boyun eğmedim”

*“Ona boyun eğmedim”

“O şefkatli Sultâna boyun eğmedim” tâbiri, yeniyazı nüshalar için geçerli. 1909, 1910 baskılarında ve 1950’lerde teksir edilen bir Osmanlıca nüshada “Ona” şeklinde.

-Syf.400

Molla Selim, … 1913’de ilk isyanı başlatan şahıstır. … 1915-1916 Rus Harbinde Şehid olmuştur. (?)

s.831, s.880’deki bilgilerle uyuşmuyor.

-Syf.404

“Van Vilâyet-i Aliyyesine”

*“Van Vilâyet-i Aliyyesine” belgesinin, – çevirisinin bulunduğu – 405. Sayfadaki, “Van Vilâyetine Şifre”nin yerine geçmesi.. Onun yerine 65 numaralı dipnotta belirtilen belgenin konulması çok uygun olur. Kitapta böyle başka yerler de var. Tertibin yeniden gözden geçirilmesi…

-Syf.404

Kürdler Neye Muhtâc?

*Kürdler Yine Muhtâcdır (Bkz: Yukarıdaki 384. sayfanın açıklaması)

– Syf.405
Müsveddâtı
* Müsevvâdâtı

– Syf.405

*“65” ile işâretli çeviriye, aslının fotoğrafı (404’deki belge yerine) konulsa…

-Syf.405

*21 Mayıs 1324 târihli telgraf aslı (fotoğrafı) konulmamış..

-Syf.405

*“66” ile işâretli dipnot, ilgili belgeye değil, syf. 404’deki belgeye âid.

-Syf.405

*9 Temmuz 1324 târihli “67” ile işâretli çeviri, syf. 404’deki vesîkaya âid..

-Syf.405

*Resim alt yazısı, syf. 404’deki belgeye âid.

-Syf. 405

*1- “Van Vilâyeti’ne gönderilen şifre ise aşağıdaki gibidir:” arabaşlığı sona gelmiş, çevirinin başına konulsa..  

2- Belgenin yanındaki yeniyazıya çevirme 404’deki belgeye âid..

-Syf.406 dn.67

*dn.66 ile ayni (?)

-Syf.406

*Fotoğrafın altındaki ve üstündeki yazılar belgeye âid değil gibi..

-Syf.407 resim altı

Harcırah Tahsisi İle Alâkalı Belge

*Harcırah Tahsisinin İâdesine Âid Belge

-Syf.407

Mâliye ve Dâhiliye Nezâret-i Celîlerine (?)

*Dâhiliye Nezâret-i Celîlesine

– Syf.408

“… diye rapor vermesiyle …”

*Böyel bir rapor gerçekse bir resminin konulması uygun olurdu.

-Syf.409

1907’nin sonlarına doğru

*1907 sonları 1908 başlarında

-Syf.409

Kürdler Neye Muhtaç?

*Kürdler Yine Muhtâcdır

Bknz: 384. sayfanın açıklaması..

-Syf.409 dn.73 vd.

20.12.1324/2.1.1909

*20.10.1324/2.1.1909

Rûmî Takvimde K. Evvel 10. Ay oluyor. Gün ve Yıl Rûmî takvime göre, Aylar Mîlâdî Takvime göre gösterilebilir mi? Diğer târihler de hatâlı..

-Syf.414

*”Ben Kürdistan dağlarında büyümüş idim.” şeklinde başlayan kısım için verilen dipnot-76’da gösterilen kaynak (Misbah) yanlış. Doğrusu “Nutuk”.12  

Aslı Misbah’tan alınan yazı, Nutuk’a derc edilirken yeniden düzenlenmiş..

Misbah’ta şöyle:

“Ben Kürdistan dağlarında büyüdüm. Merkez-i hilâfeti güzel tahayyül ediyordum. Sonra, bundan yedi-sekiz ay evvel İstanbul’a geldim. Gördüm ki: – tenâfür-i kulûb se­bebiyle – İstanbul, medenî libâs giymiş vahşî bir adama ben­zer (Şimdi ittihâd ve muhabbet-i milliyye ile bu şehir, medenî adam, ve fakat yarı medenî, yarı vahşî libâsından bize arz-ı dîdar ediyor). Kürdistan’da fenalığın sebebi, Kürdistan uzvu hastalanmış zannedi­yordum. İstanbul’a gelip nabzını tutmakla teşrih etdim ki, her tarafa ve Kürdistân’a sirâyet eden kalbdeki, merkezdeki hastalıkdır. Tedâvîsini düşündüm. Gördüm ki; medeniyyet-i hakīkıyyeyi teşkil eyleyen İslâmiyyet, medeniyyet-i hâzıradan pek geri kalmış. Gûyâ sû’-i ahlâkımızdan İslâmiyyet bize darılmış, mazî tarafına dönüp gidiyor, Zamân-ı Saâdet’e bizi şikâyet edecek. (…)”

-Syf.414

Yedi-sekiz ay geri gelsek, 1907 Kasım’ı olur.

* 7,5 ay geri gelsek, 1907 Aralık’ı olur. 7 ay geri gelsek, 1908 Ocak’ı da olabilir.

Bu hesaplama tarzı ile ancak yaklaşık bir sonuca varılabilir.

-Syf.418

yâni

*nâm-ı cedîd

-Syf.420

17 Aralık 1908’de parlamento ve hükümet kurulmuş olduğuna göre, Bedîüzzamân İkinci Meşrûtiyetin îlânından evvel hapisten tahliye edilmiş denilebilir.

Alâka?

-Syf.424

*Bu sayfada ve bu cedvelde olduğu gibi Kitabın tamâmında, Rûmî-Julyen ayların Mîlâdî takvimdeki ay sırası ile gösterilmeleri tamâmen yanlış!.. R. Julyende Mart 1. ay, Şubat 12. ay, Ocak 11. ay.. Nasıl ayni sırayla gösterilebilir?..

-Syf.424

Tercümân-ı Efkâr (?)

*Bu gazetede(!) yazısının bulunduğunun belgesi?

-Syf.425 

7- Şark ve Kürdistan

19.11.1324/2.12.1908

*6.9.1324/19.11.1908

-Syf.426 26- Volkan (97)

23.3.1325/5.4.1909

*25.1.1325/7.4.1909

Bkz: Syf. 550, 229 numaralı dipnot.

-Syf.426 

27- Volkan (99)

25.3.1325/7.4.1909

*27.1.1325/9.4.1909

Volkan (99)’da böyle bir yazı bulunamadı.. (97) ile iltibas olabilir.

-Syf.426

32- Volkan (107) 33- Volkan (105)

*32- Volkan (105) 33- Volkan (107)

Târih kronolojilerinde takdîm/te’hirler var.  

-Syf.426 

Volkan (107)

Kahraman Askerimize

*Kahraman Askerlerimize

-Syf.427 

36- Mîzan (128)

Asâkire Hitâb

*Askere Hitâb

-Syf.427 

38- Mîzan (129)

Cem‘iyyetlere Hitâb

*Cem’iyyetlere İhtâr-ı Mühim

-Syf.427

Serbestî (152)’deki “Asker Kardeşlerime” başlıklı yazı, cedvele konulmamış?

-Syf.427 

39- Serbestî (154)

Cem’iyyetlere Hitâb

*Serbestî (154)’de böyle bir yazı bulunamadı?

-Syf. 433

*Fotoğraf Niyâzi Bey’in, alt yazı Enver Paşa’ya âid. (?) Bkz: s.445

-Syf. 435

275 milletvekili olan Meclis … azınlıklar 135 (?)

*240 milletvekili olan Meclis …60’ı gayrimüslim (?).13    

-Syf. 435

140 Türk milletvekili vardı

*Kürd, Arnavud, Boşnak, Çerkes, … milletvekilleri buraya mı dâhil? Arablar ve diğer Müslüman unsurlar hangi kategoride?

-Syf. 436

Sekiz tane cem’iyyete … (?)

*Yedi tâne cem’iyyete .. (?)

“Ben nasıl ki, dindâr yedi cem’iyete mensubum”

1909, 1910 baskıları 1950’lerde teksir nüsha.(Yedinci Cinâyet)}

-Syf.441

1325(1909) 1326(1910)

*1325(1909-1910) 1326(1910-1911)

-Syf.444

*Buradaki resim Meşrûtiyet’in îlânı gününe âid. Ayrıca Üstâd’ın konuşmasını bu balkonda yaptığının delili?

-Syf.447

*Resim altı yazısı fotoğraf aslındaki ile farklı! Buradaki fotoğraflar Sultan Reşâd’ın Rumeli Seyâhati ile ilgili. Bknz: S.792

-Syf.455

El Yazması Nutuk, İstanbul, 1323

*Burada zikredilen El Yazması Nutuk, Matbû‘ Nutuk’ (H.1326/R.1324)dan çok sonraları elle çoğaltılan ve târîhi 1326 yerine sehven, 1323 yazılan bir nüsha olabilir.. Yoksa 1323 târihli elyazma veyâ matbû‘ bir Nutuk, mümkün değil!..

1323, 13 Mart 1908’de bitiyor.. Dahâ Hürriyet i‘lân edilmemiş, gazetelerde yazısı çıkmamış.. Bu eser gazetelerde yayınlanan yazı ve nutuklarından tertib edilmiş olduğuna göre…?

Bu târih, 1072. sayfadaki el yazma nüshadan alınmış.. Dikkat edilirse buradaki 1323’ün “3’leri” arasında kitâbet farkları var.. Sondaki “3”, aslında, sehven ters yazılmış “6” olmalı!..

-Syf.457

*Tecümân-ı Efkâr’ın resminin buraya konulma sebebi?

-Syf.458

Bedîüzzamân’ın Yayınladığı İlk Makāle: 24 Mayıs 1908

*Belgesiz nasıl böyle bir tesbit yapılabiliyor, hayret ki, nasıl hayret!?..

-Syf.458

“… Tercümân-ı Efkâr gazetesindeki128 yazısıdır.”

*Verilen kaynakdan olsa olsa çok zayıf bir ip ucuna ulaşılabilir.. Ortad

Ortada olmayan bir şeyden böyle kesin bir hüküm çıkarılması doğrusu çok abes olmuş!

-Syf.458

Hürriyet’in îlânından Hemen Önce ve Sonra

*Hürriyet’in îlânından Hemen Sonra

Üstâd’ın Hürriyet’den evvel bir nutkuna veyâ gazete yazısına henüz ulaşılamamıştır.. İddiânın belgelendirilmesi!..

-Syf.459

Hürriyet’in Îlânı olayından kısa süre önce irticalen yaptığı konuşmalar …

*Hürriyet’in Îlânı olayından kısa süre sonra irticâlen yaptığı konuşmalar …

Belki dost çevresinde yapılan husûsî sohbetlerde olabilir.. Ama Hürriyet’den evvel bir meydan konuşması iddiâ ediliyorsa belgelendirilmesi!..

-Syf.467 vd.

19.9.1324/2.10.1908

*19.7.1324/2.10.1908

Rumî Julyende Eylül 7. ay.. Ay adları yazılsa da kafalar karışmasa dahâ güzel olmaz mı?

Meslâ: 19 Eylül 1324/10 Ekim 1908 dahâ uygun değil mi?..

-Syf.476

*Buradaki 1293’lerin Hicrî oldukları belirtilseydi..

-Syf.495

İttihad ve Terakkî Gazetesi, 6 Eylül 1908; El Yazması Nutuk, 1323, sh. 22-24.

6 Eylül 1908, 9 Şâban 1326, 24 Ağustos 1324 târihli Yazı, 1323(!) târihli El Yazması Nutuk’da nasıl yer almış ki?.

-Syf.497

İLMİYE!

*Bu, “yazının başlığı” değil.. Gazetenin köşe/sütun başlığı..

-Syf.498-99 vd.

*Kanâatimce, “tercümân-ı efkâr” gazete adı değil!.. Gazetenin ehemmiyetine dâir bir tavsif..

-Syf.503
*Emanuel Carasso ile görüşmesinin belgesi?

-Syf.508-9

Bahid

*Bahît “بخيت
Bkz: S.506’daki vesika.

-Syf.520-21

*Resim alt yazısı karşı sayfadaki ile ayni!.

-Syf.529

1 Şubat 1909 târîhinde çıkaracağı gazetesinin mürâcaatını gerçekleştirir.

*Mürâcaat ettiğine dâir belgeler var (syf.530-31) ama mürâcaatın kesin târîhini bilemiyoruz..

-Syf.529

1498 numaralı bir arîza …

*Bu numara, Bedîüzzamân’ın dilekçesine değil, Matbûât-ı Dâhiliyye Müdîrliğinin yazısına âid!.

-Syf.530

Sûriye’nin başşehri Şam

*Sûriye vilâyetinin başşehri Şam

Bkz: S.615

-Syf.530

*Resim altı yazısı ve sayfa altındaki dipnot muhtevâsı, syf. 531’deki vesîkaya âid!. Buranınki, üstteki çeviride..

-Syf.531

5 Şubat 1909

*6 Şubat 1909

-Syf.533

Cem‘iyyetin kuruluşunun 4 Şubat 1324/17 Şubat 1909 olduğu …

*Cem‘iyyetin kuruluşunun 24 Kânûnisânî 1324/6 Şubat 1909 olduğu 

Volkan’ın 48. sayısında (26 Muharrem 1327, 4 Şubat 1324, 17 Şubat 1909) gazete başlığının altına, “İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyetinin mürevvic-i Efkârıdır” ibâresi eklenmiş.. Yine bu nüshada İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti Nizamnâmesi’nin 10 maddesinin neşredildiğini görüyoruz. 1. maddede, Cem‘iyyet’in, “1327 sene-i hicriyyesinde Dârül Hilâfe’de teşekkül ..” ettiği yazılı. Syf.534.

  1. sayısındaki (19 Safer 1327, 26 Şubat 1324, 11 Mart 1909) “Tebşîr” başlıklı yazıda kuruluş târîhi dahâ kesin ifâde ediliyor:

” … Sâye-i Nûr-i Nübüvvet’de ‘İttihâd-ı Muhammedî Cem‘iyyeti bihakkın müessesdir. Ve târih-i te’sîsi de 327 senesi, Muharremü’l-harâm’ının 15. ve 324 Kânûnisânî’sinin 24. Cum’aertesi gününden [6 Şubat 1909] i‘tibâr olunmuştur. …”

-Syf.546

23 Mart 1325/5 Nîsan 1909

*21 Mart 1325/3 Nîsan 1909

23 Mart 1325/5 Nîsan 1909, Mevlid târîhi değil, Mevlid’le ilgili Derviş Vahdetî’nin yazısının yayınlandığı gazetenin târîhi.

-Syf.550

21 Mart 1325 (5 Nisan 1909)

*21 Mart 1325 (3 Nisan 1909)

-Syf.554

17 Şubat 1909 yılında

*6 Şubat 1909 târîhinde

Bknz: Syf. 533’le ilgili açıklama.

-Syf.594

Mahmud Şevket Paşa … binlerce insanı idam ettirdi (?)

*S.621’de yüzlerce denilmiş?

Bu i’damları M. Şevket Paşa re’sen mi yaptırdı?.. Yoksa çatışmalarda mı öldüler? Belgesi?

-Syf.621

bâlâ-kemâl

*bi’l-ikmâl

-Syf.624

2 Mayıs 1909

*1 Mayıs 1909

Hicrîden değil de Rûmîden (18 Nîsan 1325) Mîlâdîye çevirmek şüphesiz dahâ sıhhatlidir.

-Syf.626

1912

1910

*Önceki satırda 1909 ve 1910 yıllarında iki def’a basılmış denilmişken (ki, doğrusu bu), 1912 nereden çıkmış?

-Syf.627

1910 baskısındaki “mâder-i hilkat” tâbirinin 1950’lerin ortalarında teksir edilen bu nüshada “hilkat” olarak dahâ uygun şekle getirilmişken, kırmızı ile tekrar “mâder-i hilkat”e çevrilmiş olması yadırgatıcı!

-Syf.630

1323/1907’de İstanbul’a gelmiştir.

*1323/1907 sonları-1908’ başlarında İstanbul’a gelmiştir.

O günün şartlarında 1908’e kalmış olma ihtimâli pek de zayıf değil..

-Syf.630

1909 sonlarına doğru Saîd-i Kürdî Kürdistan’a döndü.331

*1909’da dönmüş olması mümkündür ama “331” numaralı dipnotda böyle bir belge veyâ bilgi yok!..  703. Sayfadaki bilgilerle çelişiyor..

-Syf.630

323 senesi (1907) zarfında idi ki;

*323 senesi (1907 sonları-1908 başları) zarfında idi ki;

1323 Rûmî, 14 Mart 1908 (1 Mart 1324)’e kadar devâm ediyor..

-Syf.632

“Biz etmeyiz zemîn-i müdârâya ol emîn!”

*“Biz inmeyiz14 zemîn-i müdârâya ol emîn!”

Kahriyyât, 1906ve D.H.Ö 2. Baskı (H.1328-M.1910)

-Syf.656

halefleri

*selefleri

-Syf.660

1909 Nisân’ının son yarısındaki …

*1325 Nisânı’nın son yarısındaki …

Aradaki 13 günlük farkdan dolayı kafa karıştırabilir..

“Nisân’ın nısf-ı âhirinde çıkan cerîdelerin esâs-ı fikirlerine mu’terizim.”15  

-Syf.661

1327/1911

*H.1327/1909

Ayrıca, bknz: S. 667

-Syf.667

1327/1909 (İkinci Baskı)

*1327/1909 (İlk Baskı)

Bknz: Kapak resmi.

-Syf.668-69

*Takdim/te’hir hatâsı var.. 669’daki belge öne alınmalı.

-Syf.672

6 Temmuz 325/21 Temmuz 1909

*6 Temmuz 325/19 Temmuz 1909

-Syf.691

Mutkili Halil Hayâti

*Mutkili Halil Hayâlî

“İşte hamiyet-i millînin bir misâlini size takdim ediyorum ki; o da Mutkili Halil Hayâlî Efendidir ki; hamiyet-i millînin her şu’besinde olduğu gibi; bu şu’be-i lisân meydânında قَصْبُالسّبْقِى “kasbu’s-sebqî” ihrâz eylemiş..”  (D.H. Örfî)

-Syf.697-98

  1. Baskı

Kitap kapağında yok?

-Syf.699-700

1323

*H. 1326/R. 1324

Bknz: 455. Sayfa ile ilgili açıklama.

-Syf.701

Nutuk I ve Nutuk II

*Nutuk II’nin belgesi?

-Syf.703

BİR MÜHRÜ

{ ? }

-Syf.717

Arap Bahârı

*Bu tâbir, İslâm Âleminin içine itildiği, bahâr çiçekleri ile kamufle edilmiş meş’um BOP tuzağını tedâî ettiriyor!

-Syf.718, 721

1910

*Bu, belki te’lif târîhi olabilir. Tab‘ târîhi 1327R. (1911-12). Bknz: Syf.729, kitap kapağı.

-Syf.729, 734

1327/1910

*1327/1911-12

Rûmî 1327, 14 Mart 1911’de başlıyor. Hicrî zâten mümkün değil!.

-Syf.740

sevâb[ثواب]

*savâb [صواب]

Bkz: Osmanlıca metin aslı. Syf.1034

-Syf.766

*Hutbe-i Şâmiyye’nin Osmanlıca ilk baskıları ilgili verilen bilgiler hayli sehivli..

-Syf.766

Hutuvât-ı Sitte Risâlesiyle berâber Arapça olarak 1922’de basıldı. (?)

*769. sayfada 1338/1920 denilmiş. Doğrusu da bu.. (?)

-Syf.767

Üçüncü Baskı: … 1922 yılında İ. İ‘câz ile birlikte basılmıştır. (?)

*Sehiv.. Değilse Belge ibrâz edilmeli..

-Syf.766-767 ile ilgili sorular:

1-      “Devâ’-ül Ye’s”,“El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”’nin zeyli midir, ikinci adı mıdır?

2-      “Devâ’-ül Ye’s”,“El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”’nin zeyli ise belgesi gösterilebilir mi?

3-      “Devâ’-ül Ye’s”,“Devâ’-ül Ye’s Zeylinin Zeyli”nin kısaltılmışı olarak alınmışsa, bu zeyl, doğrudan“El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”’nin zeyli midir, yoksa Teşhîs-ül İllet” zeylinin zeyli mi?

4-      “Devâ’-ül Ye’s Zeylinin Zeyli”, “Teşhîs-ül İllet”in zeyli ise, ilk basılan nüshada “Teşhîs-ül İllet” zeylinin bulunmayıp Zeyli’nin bulunması nasıl îzah edilebilir?

5-      Hicrî 1330’un sâdece 10 günü 1911’de.. İlk baskı olarak kabûl edilen nüshanın (şâyet böyle bir nüsha varsa?) 1911’in son 10 gününde basıldığı nasıl bulunmuştur?

6-      Üçücü baskı, (1336-1338) tab‘ târihli Sünûhât’daki nüsha ise, basım târîhi 1920 olmaz mı? Yok, başka bir nüsha ise, belge ibrâzı mümkün müdür?..

7-    1330 nüshasının iki def’a basıldığının belgesi gösterilebilir mi?..

-Syf.771

1908’de … bir anayasa tertib edilmiştir.

*Anayasa (Kānûn-i Esâsî) 1876’da îlân edilmedi mi? Belki bâzı değişiklikler yapılmış olabilir (mi?).

-Syf.772

Selahattin Eyyûbî

*Salâhaddîn-i Eyyûbî

-Syf.778

İstanbul’a dönüşü (Mart 1911) (?)

*Vesîka?

-Syf.778

İstanbul’a geldiğinde Sultan Reşâd’ın cülûs-u Hümâyûnu olan27 Nisan 1911’deki merâsime..

*1911’de böyle bir merâsim yapıldığının ve  Bedîüzzamân’ın katıldığının belgesi?..

-Syf.779

1912 senesinde yazmış olduğu … “Devâü’l-Ye’s”

*Bâzı yerlerde öyle geçiyorsa da aslında “Devâü’l-Ye’s”, “El-Hutbetü’ş-Şâmiyye”nin zeyli değil, diğer adıdır!.

-Syf.783

1330/1911 (?)

*Ayni eser önceki sayfada 1912 olarak verilmiş?

-Syf.785

muhasebe

*mubâhase

-Syf.786

1911 ve 1912

*1909 ve 1910

Tenâkuza dikkat!: Syf.667

-Syf.787

1909-1910 /2 (İki Baskı) (?)

-Syf.793

Bedîüzzaman… oturanlar arasında ortada.

*Mümkün ama orada olduğunu, ve o resmin o olduğunu nasıl bildiniz?

-Syf.795

… ipek postunun kısa saçakları … (?)

*Yanlış okuma olabilir mi?.. “ipek pûşî” olmasın?

-Syf.799

Sultan Abdülhamid’i Sultan Reşâd’ın ziyâret ettiği Selânik’deki Alatini Köşkü (?)

*Sonraki sayfada, “Sultan Mehmed Reşâd’ın selâm-ı şâhâne yolladığı” … yazılı (?)

-Syf.801

Bedîüzzaman … Sultan Reşâd’ın sağında ve üçüncü sırada

*Mümkündür ama nasıl teşhis edebiliyorsunuz?

-Syf.804

*Safahât hakkında belge?

-Syf.804

mahalle erkânı (?)

*“mahallî erkân” olabilir mi?

-Syf.805

Mahvetiyle (?)

-Syf.811

*Resim altı yazısı, resimdeki yazı ile ayni değil!

-Syf.812

Nogi

*Nogi ile karşılaştığının belgesi?

-Syf.819

(1896)

*(?)

-Syf.821, 841

Gertuş, (…) Botkan

*Artuş (Ertuş), (…) Belkan

-Syf.822

… 1911 yılında ziyâret ettiği Şark’taki aşiret ağaları, ..

*… 1910 yılında ziyâret ettiği Şark’taki aşiret ağaları, ..

-Syf.828

… bin altının Bedîüzzamân’a teslim edilmesine emir verilmişti.

*Belge?..

-Syf.828-29

*Buradaki belgenin Medresetü’z-Zehrâ projesi ile ilgisi?

-Syf.832

*Üstteki yazı, 833. sayfadaki belgeye âid.

-Syf.840

Çalışmaya başlaması için “tam ellibeş sene” çalışmıştır.

{?}

-Sy.851

Harb-i Umûmî bu teşebbüs-i azîme

*Harb-i Umûmî bu feyznâk teşebbüs-i azîme

Bu Medrese-i âliyye bütün Şark

*Bu Medrese-i âliyye şimdi bütün Şark

Bkz: Metin aslı

-Syf.866-67

15 Aralık 1925

2 Aralık 1925

29-11-1341 – 12/12/1925

29-12-1341 – 29/12/1925

*Târihlerde yanlışlık..

– Syf.867

Üstâd’ın Van’dan sürgüne gönderilmesinden iki ay kadar önce [2 Aralık 1925]  (?)

Üstâd’ın Van’dan sürgüne gönderilmesinden üç ay kadar önce [2 Aralık 1925]

*Üstâd’ın sürgüne gönderilmesi 1926 Mart’ı.

-Syf.872

1 Mart 1927 senesinde

*1 Mart 1927 târîhinde

Târih doğru olmasına doğru ama belge?

-Syf.874

2012

*Alâka?

-Syf.879

23 Şubat 1914’de resmen isyan başlamıştır. (?)

*… 1913’de Siird’de Molla Selim … isyânına … (?)

Târih farklılıkları?

-Syf.883

Bu sene [1913] içinde …

*Önceki sayfadaki Tahsin Bey’in yazısı ile çelişiyor.

-Syf.883

21 Nisan 333 (?)

21 Eylül 330 (?)

-Syf.888

1331 [1915] senesi Ağustos’unda …

*Târihler problemli. 1331 Rûmî ise 1915-16’ya gelir. Ama 1916 Ağustos’unda Üstâd Rusya’da esirdir.

-Syf.889

1911

*1910

-Syf.893

2 Kasım 1914

*Belge?

-Syf.897

1913

*Belge?

-Syf.900

Milis Albayı olarak gönüllüler arasında.

*Mümkün ama nasıl teşhis edilmiş?..

Osmanlı Ordusunda çalışmış bir paralı subayın (Venezuellalı Rafael de Nogales) Ermeni tehciri ile ilgili hâtıralarının yer aldığı bu kitabın ve resmin neşri oltaya takılan yeme benziyor.. İşâretli kişinin Bedîüzzamân olarak kabûlü ile Bedîüzzamân düşmanlarına cömertce koz verilmiş!.. Onlar da bu kozu gayet iyi kullanıyorlar!..

-Syf.903

1920’li yıllarda

*1919’da

-Syf.903

3 Mart’ta Bitlis ve Muş …

Muş’un işgali 16 veyâ 18 Şubat 16  

-Syf.913

tam günü belli olmasa da 3 Mart 1916 târihinde esir edilmiştir. (?)

-Syf.916

sükût etmesi

*sükūt (süqût) etmesi

-Syf.920

Diyarbekir Vâlisi Cevdet Bey’in evinde …

*Eski Van Vâlisi Cevdet Bey’in Diyarbekir’deki evinde …

{Cevdet Bey’in o günlerde Diyarbekir vâlisi olduğuna dâir belge? O târihlerde Dr. Mehmed Reşid Bey’den boşalan Diyarbekir Vâliliğine Süleyeman Necmî Selmen’in vekâlet etmekte olduğu belgelerinin Akgündüz’ün zengin arşivinde bulunmaması mümkün mü?…

-Syf.920 dn.81

1330

*1331

-Syf.921

Yeğeni Abdurrahman

*Yeğeni Abdurrahman ve Müküslü Hamza

-Syf.923

*İ‘tisâm’ın kapağındaki ile fotoğraf yazısındaki târihler tutmuyor!..

-Syf.923

26 Kânûnievvel 1334/26 Aralık 1918

*Mümkündür ama belge ile desteklenmesi gerekir..

-Syf.924

*Jîn mecmûasının kapak resmi ile resim yazısının alâkası yok.. Yazı belki mecmûanın iç sayfalarına âid olabilir ama oranın resmi?..

-Syf.931

Şu’â’sında

*Şu’â’ında (Şuâ‘ında)

-Syf.932

Van Vâli Vekili Memduh Bey

*Bitlis Vâli Vekili Memduh Bey

-Syf.933, 943 vd.

Kosturma

*Kostroma

-Syf.937, 38, 39

*Emrah Cilasun’un tesbit ettiği Rus belgelerine göre:

Gönderilen meblağın ulaşmış olma ihtimâli oldukça düşük.. Çünki, Bedîüzzamân, Memduh Beyin meblağ talebinden (22 Ağustos 1916) bir ay evvel (23 Temmuz 1916) Moskova üzerinden Kologrif (Kologriv) esir kampına getirilmiş bulunmaktadır.

Rus arşivlerinde bulunan bir belgede 4 Aralık 1916’da Yaroslavl eyâletindeki Poshekhonye’ye nakledildiği belirtilmektedir.

Burada kaldığı süre kesin olarak bilinmese de târihsiz bir belge, 1917’den îtibâren Kostroma’da kaldığı ihtimâlini kuvvetlendirmektedir.

-Syf.949 (vd.)

Sibirya

*Kostroma

Bkz: Syf.945’deki yazı resmi.

Şu Sibirya hikâyesi bir türlü bitmedi gitti!…

-Syf.951

Celfa, Tiflis, Kıloğrif, Petersburg, Kosturma.

*Bâzı imlâlar, ayrıca güzergâh yanlış..

Esâret yolcuğunun başında îtibâren güzergâh şöyle: Bitlis, Van, Culfa, Tiflis, Moskova, Kologrif, Poshekhonye, Kostroma, Petersburg, Varşova, Viyana, Sofya, İstanbul.

-Syf.953

1331

*1330

-Syf.958
Mart’ın 1916 beşinci günü
*Mart’ın [1332] beşinci [Mart’ın (1916) 18.] günü

-Syf.961
18 Mart’ta (1916) Saray’a Kâzım Paşa,
*18 Mart’ta (1332) Saray’a,

-Syf.961
13 Nîsan (1916)
* 13 Nîsan (1332)

-Syf.966

Kiloğrif

*Koloğrif, Kologrif, Kologriv

-Syf.971

17 Hazîran 1334 Rûmî, 4 Hazîran 1918

*17 Hazîran 1334 Rûmî, 17 Hazîran 1918

Ayrıca, bknz: Syf.978-79’daki belgeler.

-Syf.971

8 Temmuz 1918 Mîlâdî

*25 Hazîran 1918 Mîlâdî

-Syf.971

… bir ayını eksik kaydeder.

*… 15 gününü eksik kaydeder.

-Syf.972

1337

*1336

Mümkin değil!.. H.1337, 7 Ekim 1918’de başlıyor.. Hâlbuki Üstâd’ın İstanbul’a dönüşü, 17/18 Hazîran 1918.! Belli ki bir kitâbet hatâsı. Yâ da yaklaşık bir târih..

-Syf.972

Buna göre, eğer farazâ Mart 15, 1918’de bu firar hâdisesi başlamışsa, İstanbul’a ayak basışı olan 25 Hazîran 1334 Rûmî, 8 Hazîran 1918 Mîlâdî arası, 3 ay 23 günlük bir yolculuk …

Târih ve hesap hatâları var!..

Hilâl-i Ahmer murahhası Yusuf Akçura’nın 1918 Mart sonları- Nisan başlarında Bedîüzzamân’ı Kostroma’da gördüğü dikkate alınırsa firâr dahâ sonraki günlerde Nisan içerisinde olmalıdır!

-Syf.975

… ilk firârından İstanbul’a ayak basışına kadar, sâdece iki sene, üç ay, 23 gündür.

*… esir düştüğü günden (firârından değil!) İstanbul’a ayak basışına kadar, sâdece iki sene, üç ay, 15 gündür.

-Syf.990

Tahsisleri

*Tashihleri

Resim altı yazısı.

-Syf.991

H. Hulusi (?)

*İbrahim Hulûsî (?)

-Syf.1021

1910 ve 1911

*1909 ve 1910

Bknz: Syf.667

-Syf.1022

*Kapak teksir, iç sayfalar el yazması.. Neden iç sayfalar da teksir nüshadan alınmamış? Dahâ râhat okunurdu..

 

NOT: Değerli ve zengin muhtevâlı çalışmaları ile ilgili tesbitler peyderpey kendilerine ulaştırıldığında muhterem Ahmed Akgündüz Hocanın nâzikâne ve mütevâzîyâne cevaplarından ikisi:

(1)

efendim

Elbetteki kusurlarimiz olacak her turlu YAPICI tenkide haziriz

Dua ile

iPhone’umdan gönderildi

21 Eylül 2013

(2)

Efendim

Tamami nazara aliacaktir

Hurmetlerim

Sent from my iPhone

7 Ekim 2013

 

Bilâl TUNÇ

 

DİPNOTLAR:

1) Abdurrahman Nursî; Bedîüzzamân’ın Târihçe-i Hayâtı, Necm-i İstikbâl Matbaası, İstanbul, 1335, s.8.

2) … Bedîüzzamâm Sa‘îd Efendi (…) elyevm Evkāf Matbaasında tab’ıyla iştigāl ettiğimiz o kitâbı te’lif etmişdir, (…).

Müküslü Hamza; Bedîüzzamân Sa‘îd-i Kürdî’nin Tercüme-i Hâlinden Bir Hülâsadır, 1334, s.7.

3) Bilal Altan; (Doktora Tezi), Kürdistan Teâlî Cemiyeti: Kuruluş, Amaç ve Faaliyetler

4) “Bugün ehamdülillâh, D. Hikmeti’l İslâmiyye a‘zâlığında vazîfe-i dîniyye ve ilmiyye ile meşgūl bulunuyor.”

Müküslü Hamza; age,  s.7.

5) Şimdi mezkûr tefsîr-i şerifden bir cüz’ü tab‘ edilmişdir.

Abdurrahman Nursî; age, s.39

6) M. Selim Mardin; Van Vâlisi İşkodralı Tâhir Paşa. Y. Asya, 05.02.2008.    

7) Derviş Vahdetî; Volkan; 14 Rebîul-evvel 1327/23 Mart 1325 [5 Nîsan 1909]. 

8) Müküslü Hamza; age, s. 6.  

9) Abdurrahman Nursî; age, s.23.

10) M.S. Mardin; Bediüzzamân’ın Mardin Hayâtı-2.  Y. Asya,  05. 07.2013.    

11) Abdülkadir Badıllı, Bedîüzzaman Saîd-i Nursî, Mufassal Târihçe-i Hayâtı, İttihad Yayıncılık-1998, s.171.

12) Bedîüzzamân; Eski Said Dönemi Eserleri, Y. Asya Neşriyat, 2009, s.180.

13) Ahmed Akgündüz, Prof. Dr.; Bilinmeyen Osmanlı, OSAV, 2000, s.266.

14)                                           “Arş-ı kanâat oldu behişt-i gınâ bize

                                               Biz inmeyiz zemîn-i müdârâya ol emîn!

                                               Mansıbların, makāmların en bülendidir

                                               Vicdânımızca mansıb-ı tahkir-i zâlimîn.”

*Abdullah Cevdet; Kahriyyât, 1906, s.81. 

*Sa‘îd-i Kürdî; İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi yâhûd Dîvân-ı Harb-i Örfî ve Sa‘îd-i Kürdî, Artin Asadoryan ve Mahdumları Matbaası, İkinci Tab‘, İstanbul, [Hicî] 1328, s.5.

15) Sa‘îd-i Kürdî; age, s.25.

16)

*Muş’un İşgâli; http://www.cografya.gen.tr/tr/mus/tarihce.html (Erişim Târîhi: 08.11.2020).

*Muş’un İşgâli; http://www.haberler.com/tbmm-baskani-cicek-mus-un-dusman-isgalinden-3578929-haberi/  (Erişim Târîhi: 08.11.2020).

 

2 Yorum

  1. mehmet yiğit mehmet yiğit

    Sa Bilal Bey, bende kendi capimda Akgündüz Ve Badıllı Ağabeylerin birleşimi fakat fazla yoruma dayanman fakat Üstad Hazretleri nin hayatını insanlara kısaca fakat tafsilen anlatan bir tarihce hayat hazırlıyorum. Birde you tube da okuyorum. Fakat tarihlerde sıkıntı olduğunu geçenlerde birde birkaç gün önce 1314 tarihlerinde farkettim. Dünden beri de kaynak STG eserindeki eserleri yani 1. Şua,8. Lem’a esaslı olarak aldım. Şimdi tekraren gözden geçirdim. Lakin üzerinde duracağım. Kitabta düzgün yapacağım. 1. Şua esaslı.. Geçenki soruma da bakarsanız sevinirim. Katre …basim tarihleri hakkinda

  2. Bilâl Tunç Bilâl Tunç

    Aleyküm Selâm.. Allah kolaylıklar versin..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir